Arif Bey, öncelikle hoş geldiniz. Bu güzel röportaj için şimdiden teşekkür ederim. Dilersiniz sorularımıza geçelim.
Arif TATLI kimdir?
Hoş bulduk Betül hanım.
Öncelikle röportaj için ben teşekkür ederim. Sizler gibi sanata değer veren insanlar olmasa sesimizi duyurmak çok zor olurdu herhalde.
1975 Gaziantep doğumlu Evli ve üç şahane çocuk babasıyım. Eşim, iki oğlum ve bir kızım var, onlarla birlikte yaşıyorum. Yaklaşık son 17 yıldır Mersin de ikamet etmekteyim. Bir devlet kurumunda kadrolu teknik personel olarak 27 yıldır çalışmaktayım ve aynı zamanda fırsat buldukça şiir yazmakta, bazı şiirlerimi de beste yapmaktayım. Şu an notaya alınmış 5 adet bestem bulunmaktadır.

Klasik bir soruyla başlıyoruz. Yazmaya nasıl başladınız? Ne zamandan beri yazıyorsunuz?
Yazmaya ortaokulun başlarında bir şeyler karalayarak başladım. Bu karalamalarım arkadaşlarımın da hoşuna gidip tetikleyince beni, bir anda baktım onlarca şiirim olmuş. İşte böyle başladım şiir yazmaya. Tabi, ne hece vezni, ne de kafiye gibi terimlerden haberim vardı. Öylesine yazıyordum. O zamanlar 13 yaşlarındaydım ve şimdi yaş 48 hala ara ara ilham geldikçe de yazmaya, yazdıkça da öğrenmeye devam ediyorum. Yani ortalama 35 yıldır.
Sizce şiir hayatımızda ne kadar yer alıyor?
Şiir sadece benim değil, aslında yazan ve okuyan herkesin hayatına bir şeyler katar. Örneğin yazan içini döker mısralara, okuyanda kendinden bazı kesitler bulur mısralarda.
Benim açımdan baktığımda ise; şiir yazdıkça bana terapi gibi geliyor. Bazen içimdeki bir sıkıntıyı, şiire dökerek atıyorum. Yani özellikle şu son sekiz yıldır şiir hayatımın her yerinde diyebilirim. Sessiz sakin bir hayat ve şiir yürekli birçok dostum oldu. Tabi bazı etkinliklerde de adımı görmek insana ayrı bir onur veriyor. İnşallah geriye güzel şiirler ve anılar bırakabilirim.
Şiir yazmadaki amacınız nedir? Sanat için mi yoksa toplum için mi yazarsınız?
Şiir yazmaktaki amacım aslında ilk önceleri, heves gibiydi. Gerçekten heveslenerek yazıyordum. Çevremdeki arkadaşlarımdan da övgüler alınca daha da bir hevesleniyordum. Zaten toplum için yazdığınızda da, bu zamanla sanata dönüşen bir olay değil midir?
Şiirin şairin aynası olduğunu düşünüyor musunuz?
Yazdığım şiirlerin çoğunluğu aslında gençlere hitap ediyor. Aşk, ayrılık, hasret ve yalnızlık. Kendimden kesitlerde var tabiî ki. Bazı şairler kendi yaşadıklarını döker şiire. Kin ve nefretini, mutluluğunu döker. Şairin şiirlerini okuyan insanlar o şair hakkında bilgi edinir ve nasıl bir yapıda olduğunu anlarlar. Halk şairleri bir örnektir aslında. Ama her zaman şiir şairinin aynası olmayabilir. Yani bu tez her zaman doğru çıkmaz.

Bugüne dek nerelerde şiir dinletilerine iştirak ettiniz ve en keyif aldığınız yer neresi idi? Niçin?
Bu güne kadar, Gaziantep’te çeşitli yerel radyo ve televizyonda, aynı zamanda üyesi de olduğum Mersin Şairler ve Yazarlar Derneğinin (MEŞYAD) düzenlediği birkaç etkinliğe, Mersin uluslar arası kitap fuarına (iki kez), Mersin Yenişehir de depremzedeler için, MEŞYAD öncülüğünde Türkiye ve Azerbaycan’dan bazı şairlerle beraber yapılan etkinliğe, Mersinde Şairler ve şeflerin buluşması etkinliklerine katıldım. 25,26,27 ağustos 2023’te Gaziantep 10. İpek yolu festivaline davetliyim. “Sevgiliye Son Veda” şiirimi okumayı düşünüyorum.
Katılımların hepsinin ayrı ayrı güzellikleri oldu benim için. Ama Gaziantepli olarak Mersinin ünlü Tantuni’sine benim şiirimin beğenilmesi ve o organizasyona davet edilmem benim için ayrı bir onurdu.
Yazmadığınız zaman ne yaparsınız?
Şiir yazmadığım zamanlarda genelde çalıştığım için işimle ilgilenmek zorunda olurum ve bazen de çevremdeki arkadaşlarımla sohbet eder onların hayatına dokunmaya çalışırım. Kendimi onların yerine koyarak anlattıkları olayları şiire dökmeye çalışırım.
Vakit ayırdığınız için teşekkür eder, çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim.
Ben teşekkür ederim. Sanat yüreğinizi kutlar, iş hayatınızda başarılar dilerim.
Not: Tantuni şiirimi de size yollayayım. Hoşunuza giderse yayınlayabilirsiniz.
TANTUNİ
Eti küçük küçük doğrayıp, koymuş kazana
Elinde kepçe, beklemiş fokur fokur kaynaya
Kaşıkla, tan-tuni tan-tuni diye vururken tavaya
Kendi ismini, gizlice fısıldamış yapan ustaya
İster somun, ister açık pide, yoldaştır lavaş
Et tavada, su, yağ ve toz biberle pişer haş haş
Masada beklerken daha, midende başlar savaş
Usta çevirir ekmeği, yağa basar yavaş yavaş
Sonra atar yağlı ekmeğin içine, eti ve salatayı
Başka bir yerde göremezsin böyle manzarayı
Bir ısırık alınca, asla unutamazsın bu tadı
Miden sevinçle, çoktan hazırlamıştır halayı
Şalgam içersin yanında, sakın olmasın suni
Mutluluk ve sevinçten, kafana takarsın huni
Bende yaparım diyen usta çok olur amma
Unutma… Sadece Mersin de yenir TANTUNİ
Arif TATLI
30.05.2023