Ayakkabı Bot ve çizme Günlük ayakkabı Bot ayakkabı modelleri Çizme ayakkabı Terlik ayakkabı Sandalet Babet Spor ayakkabı Topuklu ayakkabı İç giyim Mayo Çorap Fantezi giyim İç çamaşır takımları Sütyen Gecelik Pijama takımı Gece elbisesi Plaj giyim Giyim Büyük beden Tesettür Etek Trenckot tarz eşofman takımları bayan Mont Gömlek Pantolon T-shirt Sweatshirt Kırmızı elbiseler Ceket Çanta Çanta aksesuarlar Bebek bakım çantası Spor çanta Okul çantası Laptop çantası Portföy çanta Bel çantası Postacı çantası El çantası Sırt çanta Bebek bakım çantası Omuz çantası Atlet Külot Jartiyer Tanga Jüpon Body Büstiyer

bilecik haberleribilecik haberbozüyük haberosmaneli haberdövizakpchpmhp
DOLAR
44,9246
EURO
52,5884
ALTIN
6.783,35
BIST
14.335,49
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bilecik
Yağmurlu
15°C
Bilecik
15°C
Yağmurlu
Perşembe Çok Bulutlu
10°C
Cuma Parçalı Bulutlu
16°C
Cumartesi Çok Bulutlu
20°C
Pazar Hafif Yağmurlu
20°C

Değerli Yazar Emrullah Naz ile Söyleşi

19.09.2023 12:42
A+
A-

Emrullah NAZ kimdir, özellikle yazarlığa başlama sürecinden bahseder misiniz? Yani sözcüklerle yakın bir ilişkiniz olduğunu ne zaman keşfettiniz? 

 

1997 Elazığ doğumluyum. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimimi Elazığ da tamamladım. İnönü üniversitesin de Adalet bölümünü bitirdim. Eğitim hayatı dolu olan biri değildim. Küçük yaşlarda çalışmaya başladım, bu sebepten dolayı eğitim hayatım verimli geçmemişti. Kitap okuyan biri de değildim. Yazmadan önce ben kitap okumayla tanıştım. Elazığ da bir STK’nın her hafta düzenlenen kitap okuma etkinliğine katılmıştım. Oraya gittiğim de kendimi oradaki insanlardan çok eksik hissettim. Orası benim için başka bir dünyaydı. Çünkü orada hep kitaplar üzerine anlatımlar ve söyleşiler oluyordu. Ben bu muhabbetlere ortak olamıyordum. Bu beni çok etkilemişti, kendimi çok yetersiz görüyordum. Çünkü muhabbetlerine ortak olamıyordum. O insanların içinde farklı bir duygu hissetmiştim. Dürüst olacağım kendimi cahil hissetmiştim. Ben de kitap okumaya başladım. İlk zamanlar benim için bu zor oluyordu. Hem devam eden bir hayatım vardı çalışıyordum hem de daha önce hiç ilgilenmediğim bir alandı. Ama o insanların içine girdikçe ben daha da hırslanıyordum. Kitap okumaya zamanım hiç yoktu ben de uyku fedakârlığı yaparak zaman yaratmaya başladım. Bir süre kendimi her şeyden kısıtlayarak sadece kitap okudum. Kitapların büyülü dünyasıyla tanıştıktan sonra üzerimdeki etkisini de hissettim. Zamanla o etkinlikte okuduğum kitapları anlatmaya başladım.

 

Jack London’un, “Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım. Hayat onlarla bir araya gelince güzel.” sözünün gerçekliğini yaşıyordum. 

 

Bir süre sonra gece uyurken aniden kitap yazma fikri aklıma geldi. Bende “Neden olmasın?” diyerek fikrimi okuma etkinliklerini düzenleyen ve kendisi de akademik bir yazar olan Zafer SARAÇ hocama o anın heyecanıyla hemen mesaj atarak “Hocam ben kitap yazmak istiyorum.” dedim. Ve Zafer hocam gece geç saat de olsa “Tabi ki de olur kardeşim. Her zaman yanındayım.” cevabını yazdı. Benim için her şey o cevaptan sonra başladı. Zafer hocamın cevabı bende “Bunu yapmak zorundayım.” hissini oluşturdu ve yazmaya başladım. Çalıştığım için yıpranıyordum açıkçası, zamanımda pek yoktu. Bende çalıştığım ortamda da hem okumaya hem de yazacaklarımı not almaya başladım. Okuma serüveninden sonra benim için yazma serüveni başladı. Ve dört buçuk yılın sonunda ilk kitabımı çıkardım. 

 

Hangi alanda çalışmaktasınız, işinizi seviyor musunuz? 

 

Küçük yaşlarda çalışmaya başladığım için farklı çok sektörde çalıştım. Uzun bir süredir de pazarda çalışıyorum ve çalışmaya da devam ediyorum. Ben çalışmayı seven biriyim bu sebepten dolayı girdiğim her işi de severek yaptım. Pazara karşı şartları ne kadar ağır olsa da ayrı bir sevgim var. Çünkü pazar yazma anlamında benim için büyük bir ilham oldu. Gerçek Kâbus adlı kitabım beş öyküden oluşuyor. “Kim Suçlu?” Adlı  öyküm de pazar ortamını kurguladım. Pazarın olumlu ve olumsuz yönlerini anlattım. Ortak sorunlarımızdan bahsettim ve çözüm sunmaya çalıştım. Ama Kim Suçlu da dünyaya da vermek istediğim mesajlar var. Bu yönden de ilerlemeye çalıştım. 

 

Kaç yıldır görevinizi icra ediyorsunuz? Neden bu mesleği seçtiniz? 

 

6 – 7 yıldır pazar işçisiyim. Dönem dönem çalıştığım farklı işlerde oldu. Çünkü kış aylarında hava şartlarından dolayı bir süre çalışmıyoruz. Bulunduğum ilde iş imkânları kısıtlı olduğu için fazla seçeneğimiz de yok. Pazarı seçmemdeki sebep; lise yıllarımda manavda çalışmıştım ve pazarı da yapabileceğimi düşünerek seçtim. 

 

Yazılarınızı nerede yazarsınız? Yazarken denk geldiğiniz o an yaşadığınız ilginç bir anınız oldu mu? 

 

Ben yazarken pergel gibi düşünün. Pergelin duran kısmı kalemimdi, dönen kısmı da gözlemci bir gözle insanların ayaklarının içinde dolaşırdı. Bu sebeple gün içinde hep not tutarım. Çalıştığım ortamda veya yolda giderken. Pazarda çok not tuttum. Sürekli insanlarla iç içe olduğumuz için farklı şeyler keşfettiğimde hemen not alırım. Genel hayatta da dinlemeyi seven biriyim. Çevremdeki insanların da hayat hikayelerini çok dinledim. Bunlarında notunu çok aldım. Mesela pazarda genelde gerilimli diyaloglar da çok olur. Bu konu üzerinde de çok not tuttum. ‘Kim Suçlu’ adlı öyküm de bunu da yansıtmaya çalıştım. Yazarken de hep gece yazarım, tuttuğum notları okuyarak. Genelde gece duygusal zamandır derler. Ama ben onun için gece yazmıyorum. Ben ses olduğunda ilgisi hemen dağılan biriyim. Kitap yazmak da kurgu ağırlıklı olduğu için gece uygun bir zaman. Çünkü bir hayal dünyasına giriyorsunuz ve rahatsız edecek pek bir etken gece olmuyor. Bu sebepten dolayı gündüz hiç yazamam. Bir ses geldiğinde hemen o hayal dünyasından çıkıyorsunuz. Bu yazarken beni etkiliyor. Bu yüzden hep gece yazarım. Zaten gecenin sessizliğine alışan gündüzün gürültüsünü kaldıramaz.  

 

Şöyle ilginç bir anımı paylaşayım sizinle. Giyim mağazasında çalıştığım zaman bir müşteri gelmişti. Yaş olarak benden 5 yaş büyüktü. Ve bana abi diyordu. Onunla ilgilendiğim zaman da bir şey dikkatimi çekti. Benle göz teması hiç kurmuyordu. Ses tonu da çok çekingendi. Bende dayanamayıp “Baban seni küçükken çok mu dövdü?” diye sordum. Bana cevap olarak “Babam beni hala dövüyor.” dedi. Bu beni çok etkilemişti. Aile baskısı özellikle doğu bölgelerinde çok var. Çok şahit olduğum bir durumdu. Ve bu sebepten dolayı çocuklar travmalarıyla çok özgüvensiz büyüyor. Ailelerin çoğunda da şunu gördüm. Mesela çocuklarına sevgi gösterme de eksikler. Çocuklarına sevgi gösterecekleri zaman sanki utanç verici bir şey yapıyorlarmış gibi çekingenler. O müşterim gittikten sonra bende hemen not aldım. O müşterimin iç sesi olmak istedim. Bu durumu hem Garip Biri adlı öykümde hem de Boş Tabut adlı öyküm de yansıtmaya çalıştım. Özellikle Boş Tabut adlı öykümde o müşterimin iç sesi olmak istedim. Şunu da eklemek istiyorum. Gerçek Kâbus sadece bir kitap değildir, aynı zaman da gerçeğin kendisidir. 

 

Günümüz edebiyat ortamı hakkındaki değerlendirmeniz nasıl? 

 

Üzülerek söylüyorum. Maalesef ki okur oranımız az olduğu için edebiyat da hak ettiği değeri görmüyor. Oysaki edebiyat bizler için bir kültürdür ve geçmişteki büyük yazarlarımızın ve şairlerimizin emanetidir.  

 

Şunu da eklemek istiyorum; edebiyatla alakası olmayan popüler kültür yazarları daha çok el üstünde tutuluyor. Sanat biraz daha arka planda kalıyor. İstediklerini yazabilirler bu konuda onlara her zaman saygı duymak zorundayım çünkü onların da verdiği bir emek var. Ama edebiyatçı kimliğini taşıdıklarında her zaman karşı çıkarım. 

 

Boş vakitlerinizde neler yaparsınız? 

 

Hayvan besliyorum ve onlarla ilgileniyorum. Film izlerim. Satranç oyununu çok seviyorum ve oynarım. Son olarak da gezmeyi çok seviyorum, elimden geldiğince farklı yerleri keşfediyorum. Kitap okumayı eklemeyeceğim çünkü ben kitap okumak için boş bir vaktimin olmasını beklemiyorum her zaman okumaya çalışıyorum. 

 

Kimsenin okumayacağını bilseniz yine de yazar mısınız? 

 

Ben yazarken okunup okunmaması, beğenilip beğenilmemesi ya da maddi bir kaygıyla yazmadım. Her zaman kaygım sanatsal yöndeydi. Ben yazmaya başladığımda kendime yüz basamaklı bir hedef koydum. Ve ilk basamağım Gerçek Kâbus oldu. Yüzüncü basamağa ulaşana kadar da yazmaya devam edeceğim. 

 

İlginizden dolayı ben teşekkür ediyorum. Çalışma hayatınız da, kolaylıklar ve başarılar diliyorum.  

Yazarın Diğer Yazıları
ÖZÇİLEK REKLAM1
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

bsr recyclinghof berlin a rel="dofollow" href="https://www.vurgec.com/kategori/canta" title="Çanta">Çanta Çanta aksesuarlar Bebek bakım çantası Spor çanta Okul çantası Laptop çantası Portföy çanta Bel çantası Postacı çantası El çantası Sırt çanta Bebek bakım çantası Omuz çantası