Şimdi Hatıran Yanar Toprağında, Taşında! Hatıran; Annelerin Parlayan Göz Yaşında! Ak Alnında Al Yaran; Bayrağımdır Başınla Kara Bahtı da Yendin Kurtuluş Savaşında!
1949 – Halide Nusrat Zorlutuna
Tepenin aşağı yamacında ki çatışma seslerini duyan Mehmet Nuri Efendi, Hacı Seyfettin hocaya seslendi.
— Hocam gün şahadet günüdür hakkını helal edesin!
Hacı Seyfettin hoca müftünün sesini duymamıştı bile. Elinde ki mavzerle yaklaşan Yunan askerlerine karşılık vermeye başladı. Bir attı, iki attı, üç attı derken mavzerin tetiği birden tutukluk yaptı. Tetiği çekiyor, tetik manivelası Nuh diyor Peygamber demiyor bir türlü geriye gitmek bilmiyordu.
— Ülen çakaralmaz sırası mıydı şimdi! Olacak iş mi şimdi bu yaptığın?
Hacı Seyfettin hoca mavzerin tetiğiyle uğraşa dursun, çarpraz yan sol omzuna giren ani bir sancıyla bulunduğu yere öylece yığıldı. Yunan müfreze komutanı, yanındaki erlerden birini, tepenin kuzey kısmını kuşatmış olan grubun komutanına haberci olarak gönderdi. Kuşatmanın tüm tepeyi saracak şekilde iyice daraltılması emrini verdi. Eğmedek tepesi dört bir koldan kuşatılıyordu. Mehmet Nuri Efendi, bulunduğu mevziye doğru yaklaşmakta olan düşmana var gücüyle karşılık vermeye başladı. Mavzerini ateşledi. Birkaç düşman askerini indirmişti indirmesine de fişeklik artık tükenmek üzereydi. Son fişeğini sıktı ve sonra elinde tuttuğu mavzeri öylece yere bıraktı. Kıbleye doğru diz çöktü, avuçlarını semaya doğru döndürdü.
Gökyüzü ışımış, geceden beri devam eden kasvetli hava ve zaman zaman yağan yağmur yerini pırıl pırıl bir bahar havasına bırakmıştı. Göğsüne derin derin bahar havasını çekti. Bu vakitler bir zamanlar bu topraklarda beraberce yaşayan Türkü, Rumu, Ermenisi ile Bilecik’te bahar ne de güzel olurdu? Gün aydınlık, gün ışımakta, nefesler bu kutsal vatan toprakları için terki diyar etmek üzereydi. Suna’sını, Lütfi’sini, zevcesini düşündü. Geride kalanları yüce Allah’a emanet ederek; yüksek sesle Ali İmran Suresi 179. Ayeti okumaya başladı.
‘Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler. Allah’ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.’
Mehmet Nuri Efendi, duasını tam bitirmişti ki sırtının orta yerinde derin bir acı hissetti. Bu acı bugüne kadar yaşadığı acılardan çok farklıydı. Bu acı yıllardır aynı kaptan su içtiği, komşu bildiği, evine gidip geldiği, yollarda selamlaştığı kimselerin sebep olduğu bir acıydı. Zaten acının en kötüsü de buydu. Ardına güç bela ancak dönebildi. Yıllardır ticaret yaptığı, gelip geçerken selamlaştığı, esnaftan bir hain ile üzerinde Yunan ordusunun urbasını taşıyan yerli Rum Alexis’in sırıtan suratı ile karşılaştı. Romalı Sezar ve Brutus aklına geldi, zor bela gülümseyebildi. Alexis, genç müftünün sırtından süngüyü hızla çekti. Müftü, son kez baba ocağı Şahinler köyüne doğru baktı. Gözlerinin önüne iyisiyle kötüsüyle, acısıyla tatlısıyla 36 yıla sığdırdığı yaşanmışlıkları geldi. Son kez dizlerinin üstünde doğruldu, ayağa kalkmaya çalıştı, başaramadı. Gözlerinde Vatan topraklarının bağımsızlığı, çocukların özgürce oyunlar oynadığı bir ülke hasreti, dudaklarından dökülen son nefes ‘La ilahe illallah’ sözleriyle yana doğru öylece yığıldı.
Genç müftü Mehmet Nuri Efendi, henüz 36 yaşında vatan için şahadet şerbetini içenler arasında ki müstesna yerini alıyordu. Yunanlı müfreze komutanı tepeye vardığında İnönü muharebelerinin yenilgilerinin sorumlusu olarak gördüğü kişinin, Alexis’in ayaklarının altında uzanmış yattığını gördü. Emeline nihayet ulaşmıştı. Askerlerini topladı. Civarda bulunan Kuvâ-yı Milliye güçleri yetişmeden tepeden uzaklaşma emrini verdi. Küçük Yunan müfreze kalıntısı geldikleri yöne doğru hızla hareket ederek, bölgeden uzaklaştılar.
***
Kendilerini güç belada olsa tahta sal ile Sakarya nehrinin öte yakasına atan Şahinler köyü ihtiyarları, düşmanın tepeden ayrılmasını fırsat bilerek hızlıca Eğmedek tepesine hareket ettiler. Tepeye vardıklarında sol omzundan kanlar sızan Hacı Seyfettin hocayı şehid müftünün önünde diz çökmüş dua ederken buldular. Vasiyeti üzerine genç müftüyü hemen oracıkta defnedip Gölpazarı’nda ki mutasarrıflığa doğru atlarını sürdüler.
Kasabaya vardıklarında, Süvari Alayı kumandanı Osmaneli’nden getirilen cephaneyi İnönü gerisine ulaştırmakla görevli Ayşe Çavuş komutasında ki kağnı koluna son talimatlarını veriyordu. Hacı Seyfettin Hoca, Mutasarrıf Salih Bey ve Süvari kumandanına Eğmedek Tepesi’nde yaşananları ayrıntıları ile anlattılar. Süvari Alayı kumandanı telgrafhaneye koşarak, durumu Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa’ya yıldırım öncelikli bir telgraf ile bildirdi. Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa, olayın ertesi günü (8 Nisan 1921) Ankara’ya çektiği telgrafta Mehmet Nuri Efendi’nin şehit edildiğini, Yunan ordusunun Bilecik’ten Bursa’ya çekilirken yaptığı diğer mezalim ve tahribatları bildiriyordu.
‘Erkânı harbiye-i Umumiye Riyasetine – Bilecik mutasarrıflığının verdiği malumata nazaran Bilecik’te bin altı yüz on sekiz hane yanmıştır. Mütebaki dört yüz yirmi iki haneden yalnız nısfı kabıl-i şükna bir halde bulunmuştur. Söğüt kasabası İslam mahallatı da kâmilen, Bozüyük’ün üç de ikisi de yanmıştır. Ahaliden mezalım ve şenaata maruz kalan ve şehit edilenlerde vardır. Bu meyanda Bilecik Müftüsü Mehmet Nuri Efendi de dahildir….’
Olaydan yaklaşık iki hafta sonra, Bilecik mutasarrıfı Salih Bey’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çektiği 22 Nisan 1921 tarihli telgraf ile Mehmet Nuri Efendi’nin şahadetini iletecekti:
‘21 Nisan 1921 tarihli Müdafaa-i Hukuk Merkez Heyeti hakkındaki yazınızdan 12.3.1921 tarih ve 44331 numaralı yine 6/426 ve 6/442 numaralı devletlerinin emirlerinin bizi şereflendirmiş olduğu anlaşılmıştır. Ertuğrul Livası Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Merkez Heyeti Başkanı Bilecik Müftüsü Mehmet Nuri Efendi’dir. Bu arada Mehmet Nuri Efendi düşman tarafından şehit edilmiştir…’
***
Bilecik ve çevresinin Milli Mücadele’deki lideri olan Mehmet Nuri Efendi şehit edildiğinde henüz 36 yaşındaydı. Mehmet Nuri Efendi’nin şehadet haberi Bilecik ve çevresinde çok çabuk duyuldu. Yöre halkı kahraman evladı için gözyaşı döküyor, şehit müftüsünün ardından ağıtlar yakıyordu.
Ey Kanıyla Toprağı Vatanlaştıran Erler! Ey Gözlerin Işığı Gönüllerin Baharı! Tende Can, Tarihte Şan; Ezelden Er Oğlu Er, Ölümsüz Milletimin Ölümsüz Çocukları
Ey İstiklal Şehidi!… Sırrından Bize De Ver! Ver Ki, Hep Bizim Olsun Bize Verdiğin Bu Yer.
Bin bir Umut İçinde Tek Büyük Varlıktın Sen! Tanrının Kudrettiği Eşsiz Ruhunda Esen Yurt Uğruna, İstiklal Uğruna, Bahtiyar, Şen Düğüne Gider Gibi Sen Cepheye Koşarken.
İçinden Ürpererek Kollarını Açtı Yer. Yurdun Aziz Şehidi, sırrından bize de ver!
Şimdi Hatıran Yanar Toprağında, Taşında! Hatıran; Annelerin Parlayan Göz Yaşında! Ak Alnında Al Yaran; Bayrağımdır Başınla Kara Bahtı da Yendin Kurtuluş Savaşında!
Yurdun Aziz Şehidi, Sırrından Bize de Ver! Ver ki Hep Bizim Olsun Bize Verdiğin Bu Yer!
1949 – Halide Nusrat Zorlutuna
AZİZ ŞEHİDLERİN RUHU ŞAD OLSUN!
Hasan Taşcı 7 Nisan 2023, Cuma.
Not: Şehit Müftü Mehmet Nuri Efendi’nin şahadete erdiği günü anlatan bu hikâyede adı geçen karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla hiçbir alakası yoktur. Anlatılan olay tamamen bir hayal ürünüdür.
Bu değerli paylaşım için Hasan TAŞCI hocamı tebrik ediyor, Başarılarının devamını diliyorum. Kaleminize sağlık hocam. Şehit Müftümüz Mehmet Nuri Efendi’yi şahadetinin 102. sene-i devriyesinde rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhu şad olsun.
Merhaba Sayın Hasan Taşçı, Tüm yazılarınız ve eserleriniz için içten teşekkürlerimi ve takdirlerimi iletiyorum. Büyük bir Tarihi kaynak ve Hizmet yapıyorsunuz. Kaleminize ve emeğinize Sağlık. Ben , Şehit Mehmet Nuri Efendinin oğlu Lütfi Kırıkkanat ailesinden Suna Aydın(Kırıkkanat)’ın oğluyum. Yazınızda ve video kliplerde yer alan bazı bilgilerin daha doğru olması için görüşebilme fırsatı bulabilirsek sevinirim.Saygılar.
Bu değerli paylaşım için Hasan TAŞCI hocamı tebrik ediyor, Başarılarının devamını diliyorum. Kaleminize sağlık hocam.
Şehit Müftümüz Mehmet Nuri Efendi’yi şahadetinin 102. sene-i devriyesinde rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhu şad olsun.
Sağ olun sayın hocam
Merhaba Sayın Hasan Taşçı,
Tüm yazılarınız ve eserleriniz için içten teşekkürlerimi ve takdirlerimi iletiyorum.
Büyük bir Tarihi kaynak ve Hizmet yapıyorsunuz.
Kaleminize ve emeğinize Sağlık.
Ben , Şehit Mehmet Nuri Efendinin oğlu Lütfi Kırıkkanat ailesinden Suna Aydın(Kırıkkanat)’ın oğluyum. Yazınızda ve video kliplerde yer alan bazı bilgilerin daha doğru olması için görüşebilme fırsatı bulabilirsek sevinirim.Saygılar.
Merhaba Sertaç bey,
Hasan Taşcıhocama ulaşabileceğiniz mail adresi tascihsn@yahoo.com
yorumunuzda kullandığınız mail adresiniz aktif ise bu maili de Hasan hocama ileteceğiz.