“İki keklik bir kayada ötüyor
Ötme de keklik derdim bana yetiyor
Annesine kara da haber gidiyor
Yazması oyalı kundurası boyalı
Yar benim aman aman yar benim
Uzun da geceler yar boynuma sar benim”
Yukarıda sözleri geçen bu türkü Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı olan Güre Köyü’nde geçmektedir. Bu türkünün de bir hikayesi vardır. Bir anne tarafından oğlunun şehit olması üzerine bu sözler dile gelmiştir. Türkünün hikayesini bilmeyenler için kısaca anlatmak isterim.
Güre Köyü’nde yaşayan Mehmet Şevket Efendi ve eşi Şöhret Hanım köyün zengin ailelerinden bir tanesidir. Özellikle Şöhret Hanım bu zenginliğini giyimi kuşamıyla fazla belli etmektedir. Sıkça gitmiş oldukları zeytin toplamaya da ayağında cam topuklu ayakkabıları ile gider. Herkese giyiminin gösterişli olduğunu ve giyimine ayrı düşkün olduğunu gösterir.
Bu ailenin askerlik yaşına gelmiş ve görevini yerine getirebilecek olan bir evladı vardı. Şöhret Hanım oğlunu çok severdi. Ailenin sevilen bu oğlu Enver Paşa’nın komutasında Sarıkamış’a askerlik görevini yapması için gönderilir.
Zekeriya karıyla ve kışıyla bilinmekte olan Sarıkamış mevkiinde askerlik görevine başlamıştır. Buradaki görevi de askerlerin geçeceği yolu açmaktır. Yolları açmak için de çukurların içlerine karları doldurur ve yolu düzler.
Askerlerin ilerleyeceği yolu açarken daha önceden karla kapanan kuyuyu fark etmeden ilerler ve içine düşerek şehit olur. Tabi kara haber hemen ulaşır. Balıkesir’deki annesi Şöhret Hanım bir kayanın başında kekliklerle dertleşirken askere gönderdiği oğlunun şehit olduğu haberini alır. Bu acı haber karşısında ne yapacağını bilemez ve içine düşen yangını bu ağıt ile dile getirir.
“Dertli de keklik dertsizlere dert açar.”
NOT: Bu türkü 1950 yılında Muzaffer Sarısözen tarafından derlenip notaya alınmış ve ağıt türkülerden biri olarak günümüze aktarılmıştır.