“Toprak altında da olsan bulurum
Erişir burnuna birkaç tekmem.
Can verip kurtulurum zannetme
Şeytan elini çekse de ben elimi çekmem!”
Şair Eşref’in yukarıdaki dizeleri yazmasında elbet bir sebep vardı. Dörtlüğü yazmadan hemen öncesinde kendisine gelenler şunu söylemişlerdi:
“Şeytan, Abdülhamid’den elini çekiyor. Sen de bu adamla uğraşmaktan vazgeç.”
Çevresindekilerin bunu söylemesi gayet doğal bir durumdu. Bunun sebebi ise Eşref’in sürekli II. Abdülhamid’e hicivler yazmasından kaynaklanıyordu. Bu durumdan dolayı Abdülhamid’e ve çevresindekilere karşı bir muhalif tarafının da bulunduğu aşikârdır. Ayrıca o döneme göre hem kaymakam hem şair hem de muhalif olmak imkansız gibi duruyordu. Şair Eşref ise bu algıyı yıkan kişi olmuştur.

Şair Eşref Kimdir?
Asıl adı Mehmet Eşref’tir. Manisa’nın Kırkağaç ilçesinin Gelenbe kasabasında doğmuştur. Ailesi oldukça kültürlüdür fakat Eşref düzgün bir eğitim alamamıştır. 1870 senesine gelindiğinde ise; Manisa sancağında tahrirat kaleminde mülazım olarak görev almıştır. Ardından Turgutlu’da tahrirat katipliği, Akçahisar ve Alaşehir’de mal müdürlüğü görevlerinde bulunmuştur.
1878 senesine gelindiğinde ise İstanbul’da sınava girdi. Sınav sonucunda üçüncü sınıf kaymakamlık yetkisi aldı. Haziran 1879’dan 1902 tarihine kadar çeşitli yerlerde kaymakamlık yapmıştır. İçkiye oldukça düşkün olan Eşref, hiciv yazmasından dolayı da memuriyet hayatı oldukça sıkıntılı geçmiştir.
Hicivlerinin yanı sıra Jön Türklerle de ilişkisi olan Şair Eşref, Tevfik Nevzat ve Hafız İsmail ile beraber 1902 senesinde İzmir’de tutuklandı ve ardından İstanbul’a gönderildi. Mahkemenin sonucunda Prens Sabahaddin’in babası Damat Mahmut Celaleddin Paşa’ya gönderdiği mektuplar ve bazı devlet adamlarına yazdığı hicviyeler sonucunda bir yıl hapis cezası verildi. Cezasının tamamladıktan sonra İzmir’e gitti ve ardından Mısır’a kaçtı. Meşrutiyet’in ilanına kadar olan süre boyunca orada yaşamaya devam etti. Kısa aralıklarla Fransa, İsviçre ve Kıbrıs’ta da kalmıştır. Bu dönemler, Eşref’in edebi yönünün en verimli olduğu zamanlardır.
Mısır’da Sultan Abdülhamid ve istibdat aleyhine şiddetli bir mücadele vermiştir. Bu mücadele neticesinde 1904 – 1908 yılları arasında altı adet kitabı çıkmıştır. Bunların dışında bazı arkadaşları ile Curcuna ve Zuhuri adlarında mizah alanında gazeteler çıkarttılar. Bahsi geçen gazetelerde de şiirleri yayınlanmıştır.
II. Meşrutiyet’in ilanından sonra yurda dönmüştür. İlk önce Turgutlu kaymakamlığına ve daha sonra Adana vali muavinliğine atanmıştır. Bu görevin kaldırılmasının ardından Ağustos 1909’da emekliliğe sevk ettirildi. Aşırı içki içmesinin sebebiyle verem hastalığına yakalanmıştır. 22 Mayıs 1912 tarihinde hastalığı sebebiyle Karaağaç’ta vefat etmiştir. Vasiyeti üzerine mezar taşına şu dizeleri yazdırmıştır:
“Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için,
Gelmesin, reddeylerim billah öz kardaşımı,
Gözlerim ebna-yı ademden o rütbe yıldı kim,
İstemem ben Fatiha, tek çalmasınlar taşımı.”
Not: Mezar taşı iki kez çalındı.