Ayakkabı Bot ve çizme Günlük ayakkabı Bot ayakkabı modelleri Çizme ayakkabı Terlik ayakkabı Sandalet Babet Spor ayakkabı Topuklu ayakkabı İç giyim Mayo Çorap Fantezi giyim İç çamaşır takımları Sütyen Gecelik Pijama takımı Gece elbisesi Plaj giyim Giyim Büyük beden Tesettür Etek Trenckot tarz eşofman takımları bayan Mont Gömlek Pantolon T-shirt Sweatshirt Kırmızı elbiseler Ceket Çanta Çanta aksesuarlar Bebek bakım çantası Spor çanta Okul çantası Laptop çantası Portföy çanta Bel çantası Postacı çantası El çantası Sırt çanta Bebek bakım çantası Omuz çantası Atlet Külot Jartiyer Tanga Jüpon Body Büstiyer
Emily Hanım, size klasik bir sorum olacak belki ama biz okurlarınız olarak Emily Hanım’ı biraz daha tanımak istesek sizin bize kendinizi tanıtacağınız, tanımlayabileceğiniz bir mottonuz var mıdır? Emily Yaramis kimdir?
1982 yılında, Çankırı’nın Balıbağı köyünde dünyaya teşrif etmişim. İlkokula başladığımda şehre yerleştik. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sinop Eğitim Fakültesi, Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Ancak iki yıl görev yapıp hayat arkadaşımla gurbetin taşlı bağrına yelken açtık. Hüzün ve mutluluğun bir arada yaşandığı gurbet yolunda Allah bize dört tane cennet kokusu nasip etti. Çocuklarımdan en küçüğü ilkokula başladığında çalışmaya karar verdim. Onlarla birlikte aynı okulda kendi mesleğimi yapıyorum. Kırk yaşından sonra yaşamım değişmeye başladı. Gurbetin hüznü, yavruların büyüme esnasında yalnızlığımız ve özel yavrumla bambaşka yaşamım beni bunaltmıştı. Liseye kadar az çok karalıyordum satırları aslında. Günlük tutardım. Bol bol şiir yazardım. Kompozisyon yazmak en çok sevdiğim uğraştı. Yaşadığım bir olay yazmaktan soğutmuştu beni. Yazamadım bir türlü. Hayati bir olay o kalemi tekrar elime almama vesile oldu.
![]()
Kalemi elinize almanıza vesile olan bu hayati olayı kısaca bizimle paylaşmak ister misiniz?
Ana yüreği ve yar yüreği sevdiceğini kaybetmekten hep korkar. Tir tir titrer her daim. Güneş, kızıllığının en koyusundayken yaşandı her şey. Belki dakikalar sürdü ama benim ömrümden ömür gitmişti. Herkes eve yetişme telaşıyla hızlıca araba kullanırken, otizmli oğlum evden kaçarak ana yola atmış kendini. Sadece kapının kapanışını ve küüüüüt diye arabaların birbirine çarpma sesini hatırlıyorum. Hangi duyguyu yaşayacağımı bilemez bir halde koştum. Evladımı yerde arayan gözlerim yol boyu arabadan inen kadınların feryadına bakıyordu. Bazı kadınlar dizlerine vura vura ağıt yakıyor gibiydiler. Kulaklarım sesleri uğultu halinde duyuyordu. Gözlerim, yerde göremediğim oğlumu yolun dışındaki tarlaya doğru koşarken farketti. Hiçbir şeyin farkında değildi. Kahkahalar atıyordu. Arkasından birileri koşuyor diye oyun zannetmişti. Kulakları az duyduğundan çarpma sesinden de çok etkilenmemiş olmalı ki koşmasını nihayetlendirmemişti. Evladımı eve getirdiğimde yüreğimden birkaç cümle kopup gelmişti. “Hiç karalanmamış bir defter ve ucu iyice sivrilmiş ve hiç yazı yazılmamış bir kalem istiyorum. Tükenmez kalemlerin tükenik olduğu zamanlara yolculuk yapıp hissizleşen hislerimin yoğun yaşandığı yılları yeniden hatırlamak istiyorum.” diyerek kağıt kaleme sarıldım ve yazdıkça yazdım o gece. Acının gözyaşı, şükrün şekil almış hali oldu kelimelerim, cümlelerim.
Nasıl bir aileye ve ortama doğdunuz?
Evin büyük oğlu dedem, kardeşleri ve hepsinin eşleri, dedemin anne ve babası ile birlikte kocaman bir ailenin ilk torun çocuğuyum. Köyde iki katlı ve her bir aile için bir odası olan büyükçe bir evimiz vardı.
Siz okuyan bir çocuk muydunuz?
Elbette. Okumak bir mucizedir. Hayatın her şeyini okumak gerekir. Sadece kitaplar okunmaz mesela. Fotoğraflar okunur anıların sessizliğiyle. Tavır ve davranışlar okunur gönülleri kırmadan nasıl tepki verilir ki diye. Geceler okunur esrarengizliğiyle. Yıldızların dansında umutlar yeniden yeşerir. Okumak kainata bambaşka bakmaktır. Duygular, düşünceler bu okumalarla kendini bulur. Kitaplar bu okumalara rehberdir. Yol bulduran nevigasyon gibi.
Sizi okumaya yönlendiren kimse var mıydı?
Babaannem ve annem! Babaannem okuma yazma bilmezdi. Köyde birlikte hayvanları sular, tezek ederdik. Çatıdan akan nisan yağmurlarını toplardık. Dere, tepe demeden vardığımız herbir mekanda birlikte geçirdiğimiz zamanlarda en güzel anılarını sığdırdığım babaannemin hem öğretmeni hem öğrencisi olmuştum. Birlikte oynadığımız en güzel oyun harf oyunuydu. İlkokula gitmeden önce babaannem bana, bende anneme harflerin tek tek yazılışını ve okunuşunu sorarak okuma yazmayı öğrendik. Gelinine utancından bana öğretiver diyememişti babaannem. Birlikte oynayarak öğrenmiştik ve her şeyi okur olmuştuk. Annem de çocukken çok okumak istermiş. Anneannem kanserden vefat edince annem çocuk gelin olmuş. Okuyamamış. Benim okumam için çok çaba gösterdi anneciğim. Hala her konuda en büyük destekçim.
![]()
Peki yazmak! Yazmak sizin için ne demek? İşinizi seviyor ve önem veriyor musunuz?
Yazmak da okumak gibi keyif veren bir olay. Hayatımın en güzel yıllarında pamuğum (babaannem) ile her harfin bir hikayesi olmuştu. Nasıl kıymetli olmazdı. Her şeyin adını yazmak çok büyük başarıydı. Yazdıkça okudum. Okudukça yazdım hep. Çeyrek asır nadasa kalsa da dimağım demlenmiş olmalı ki Ses Dergisi yazarlık atölyesi ile başlayan serüvenim edebiyat dergilerine gönderdiğim yazı ve şiirlerle devam etti. Sonra Kalemin Dili Akademisinde ilk yıl şiir akademisi ve ikinci yıl edebiyat akademisi olarak eğitim aldım. Şiir akademisinde ilk kitabım “Bir Yudum Aşk” hem e-book hem de matbu olarak basımı gerçekleşti.
![]()
Çocukluğum ve gençliğim çok konuşkan ve sosyal normal biri olarak geçse de hayatın süzgecinden imbik imbik geçerken o sosyallik denen şey içime içime göçmüş, yalnızlığın serenatında nota nota düğümlenmiştim kendiliğime. Sürekli kısır döngüleri yaşamak oldukça yorucu ve hayattan bıktırıcıydı. Yaza yaza bambaşka diyarlarda seyahat ediyor kendi düğümlerimi bir bir açıyordum. Adı belli olmayan birçok duygu ve düşüncenin zihnini kurcalamasından kurtuluyordum. Akademinin what’s up grubunda tahlil ettiğimiz çalışmalarda yarım yamalak oluşlarımız üzerine konuşurken 2. kitabımın adını da bulmuştuk.
![]()
3. Kitabım “Kükredi Kuşlar” ilk çalışma yılımın (2022-2023) en anlamlı hatırası oldu diyebilirim. Kuzucuklarla sohbetten sonra aşka gelen minik hikayeler serisi oluştu. Bazısı konuşmalarımızla alakalıydı. Bazısı yıl boyu yaşanılan farklı olaylardan etkilenerek oluştu. Sohbetlerimiz hikayelerin bereketi olmuş oldu.
Çocuklar konuşurken anlattıklarına öyle adapte oluyorlardı ki kükreyen kuşlar misali kendilerini buluyorlardı sanki. Onların simaları bu ismin oluşmasında oldukça etkiliydi.
![]()
4. Kitabım “Bir Adı Olmalı” içinden gelen ve bir türlü bitmek bilmeyen sesler senfonisiyle hayatında anlam arayan ve adı konulmayan his, oluş ve eylemlerin sorgusuyla kendini bulma sevdasına düşen bir yazarın kilitli kalan duygularını ve düşüncelerini özgürlüğe kavuşturma çabalarını, arayışlarını bulacağınız bir deneme kitabı.
![]()
5. Kitabım “Bitmedi Gitti” hem görsel şiir çalışmalarının hem de serbest şiirlerin bir arada bulunduğu bir şiir kitabı.
Sevda sarmallarından hüzün harmanlarına varış hissedilir bu kitapta. Derinden derine içsel hesaplaşmalar vardır.
Daha söylenecek çok söz, kurulacak çok hayal var kainatta. Varlığın anlamı var olduğunu hissedebilmektir.
Yaptığım tüm işlerimi seviyorum. Yazmayı her şeyden daha çok seviyorum. Kendim için yazıyorum. Bencilce olarak algılanmasın. Yazdıkça şifalanıyor yüreğim. Yazdıklarımı okudukça anlaşılır hale geliyor duygu ve düşüncelerim. Hayali kurgularım zihnimde tepişmek yerine dizelere dökülünce ferahlık bahçelerinin kapıları sonuna kadar açılıyor. Hayalci olmak zor iş. Duygular pazarından geçerken ben seni sevmedim seni almam gibi bir şey deme şansınız yok. Her duyguyu zerrelerinize kadar tatmalı her hissin hakikatine vakıf olmalısınız. Empatiden çok sempatik olmak, kahramanınızı anlatmaktan ziyade yaşamak gerek. Aslında bu tür yaklaşımları bu günlerde roman yazmaya çalıştığım için bu satırları ayna olarak kullanıyor olmalıyım.
Günlük yaşamdaki ilişkileriniz, yaşadığınız olaylar kaleminize nasıl yansıyor?
Çocukluğum köyde deli dolu geçmişti. Okul yıllarım biraz çalkantılı. O yılların maddi manevi zorlukları ağır basmıştı. En kocaman isteğim öğretmen olmaktı. Öğrenmeyi ve anlatmayı çok sevdiğimden bu mesleği tercih ettim. Anılar zihnimde bir mıh gibi saklı. Onlarla şekilleniyor, onlarla desenleniyor yazmalarım. İki yıldır düzenli bir şekilde yazma alışkanlığı edindim. Her duyuş, bakış, görüş, olay, duygu ve düşünceler farklı boyutlarla yahut tıpkısının aynısıyla kalemimden dökülüveriyor. Olduğuyla değil üzerinde çalışmalarla düzenliyorum onları. Arkadaşlarımın fikrini alıyorum. Yeniden düzenliyorum. Bazen seslendirme çalışıyorum. Yazdıklarımı kendi sesimle dinlemekte bir mutluluk sebebi oluyor.
Yaşadığım olaylarla birlikte yaşanılan, yaşatılan olaylarda dengemi zıplatıyor. İnsana, hayvana, havaya, suya, toprağa yapılan haksızlığa katlanamıyorum. O şiirlerin her bir kelimesi deli danalar misali hafızamı kurcalıyor. Hangi kelime anlatır bunu. Ne desem de derdim dillense, kainata yayılan şifa olsa diye debelenip duruyorum. Doğduğumuz evin, aile yaşantımızın, kendi kültürümüzün ve gurbetle birlikte değişik kültürlerin etkisiyle oluşan doğru yanlış bilgi birikiminden pirinci taştan ayıklar gibi ayıklaya ayıklaya yazmaya gayret gösteriyorum. Şifalanayım, şifa olsunlar derdindeyim.
Yazdığınız bir kitabın raflarda yerini aldığını görmek nasıl bir his?
Beşi bir arada inci tanelerim diyorum onlara. Gurur duyuyorum. Bir annenin evladıyla gurur duyması gibi bişey bu. Gözlerinizin mutluluktan dolması, burnunuzun direğinin sızlaması ve birde başarmanın belgesi gibi okuyucusuna hazır, raflarda yerini alan kitaplar. Gözün ve gönlün süsü, hayata rehber kitaplar.
Güzel ve keyifli bir sohbetti. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey, takipçilerinize vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Kalemimin dili sevdanın yeli olsun istiyorum. Her bir birey birer muamma aslında. Keşfe layık. Ve insan aldansa da kendi iç dünyasında huzur bulmayı denesin. Tutunacağı dalı bir faninin insafı olmasın. Kendi merhamet ve şefkat pınarlarını coşturmayı bilsin. Kendine zulmetmesin. En büyük savaş insanın kendi içindeki yobazla olan savaşıdır. Çok yorucudur. Ama bu uğraş çok kıymetlidir yani.
Vakit ayırdığınız için teşekkür eder, çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim.
Vaktimi kıymetlendirdiniz. Teşekkür ediyorum.
bsr recyclinghof berlin a rel="dofollow" href="https://www.vurgec.com/kategori/canta" title="Çanta">Çanta Çanta aksesuarlar Bebek bakım çantası Spor çanta Okul çantası Laptop çantası Portföy çanta Bel çantası Postacı çantası El çantası Sırt çanta Bebek bakım çantası Omuz çantası