Ayakkabı Bot ve çizme Günlük ayakkabı Bot ayakkabı modelleri Çizme ayakkabı Terlik ayakkabı Sandalet Babet Spor ayakkabı Topuklu ayakkabı İç giyim Mayo Çorap Fantezi giyim İç çamaşır takımları Sütyen Gecelik Pijama takımı Gece elbisesi Plaj giyim Giyim Büyük beden Tesettür Etek Trenckot tarz eşofman takımları bayan Mont Gömlek Pantolon T-shirt Sweatshirt Kırmızı elbiseler Ceket Çanta Çanta aksesuarlar Bebek bakım çantası Spor çanta Okul çantası Laptop çantası Portföy çanta Bel çantası Postacı çantası El çantası Sırt çanta Bebek bakım çantası Omuz çantası Atlet Külot Jartiyer Tanga Jüpon Body Büstiyer

ref: refs/heads/v3.0
bilecik haberleribilecik haberbozüyük haberosmaneli haberdövizakpchpmhp
DOLAR
31,0055
EURO
33,5641
ALTIN
2.017,69
BIST
9.312,12
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bilecik
Açık
11°C
Bilecik
11°C
Açık
Perşembe Parçalı Bulutlu
16°C
Cuma Parçalı Bulutlu
17°C
Cumartesi Çok Bulutlu
17°C
Pazar Çok Bulutlu
16°C

Betül Altınsoy’un Değerli Yazar Mehmet Beşir Avcı İle Söyleşisi

Betül Altınsoy’un Değerli Yazar Mehmet Beşir Avcı İle Söyleşisi
24.11.2023 11:58
A+
A-

Öncelikle davetimizi kırmayıp  röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkürler.

Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

1981 yılında, üç yanı dağlarla çevrili Batman’ın Gercüş ilçesine bağlı Koçak köyünde, babam askerlik vazifesini yaptığı sırada hayata merhaba dedim. Dönemin zorluklarından dolayı henüz bir yaşımı doldurmadan Adana’ya yerleşmişiz. İlkokulu bitirdikten sonra maddi imkansızlıklar nedeni ile 12 yaşında çalışma hayatım başladım. Kebap salonlarında bulaşık yıkama ile başlayan maceram sonrasında 20 yılı aşkın bir süre kebapçı ustası olarak sürdü. Gençlik dönemlerimde Adana’dan İstanbul’a akın eden furyaya ben de dahil oldum ve hayatımın kalan bölümünü İstanbul’da sürdürmekteyim.

Edebiyat dünyası ile tanışmam ise tamamen bir tevafuk oldu. İş yerindeki değerli ustam İsmail Kanmaz, anlattığım hikayelerimden etkilenmesi ile beni yazmaya teşvik etti ve kendisinin de şair olmasından ötürü yazdığım bir bölümü editörü Özkan Kaya hocama verdikten sonra hayatımın en güzel günlerine adım atmama vesile oldu. Böylelikle ilk romanım RAME ile edebiyat dünyasındaki yerimi aldım. RAME’nin hikayesi kısa zamanda çok beğenildi ve 2. baskı için gün sayar hale geldik. İstanbul’a taşındıktan sonra içimde kanayan bir yara olan öğretim hayatıma açıktan devam ederek ortaöğretim ve liseyi bitirdim. Üniversite hayalimi de gerçekleştirmek için çalışmalarıma devam ediyorum. Evli ve 3 çocuk babasıyım. Bu arada benden tavsiye, RAME’nin hikayesini okumayı unutmayın derim.

İyi yazmak için bir formül var mıdır size göre?

Bana göre iyi yazmanın belli bir formülü yok. Çünkü bu içgüdüsel bir dürtü, yazmak için herhangi bir yer, mekan gerekmiyor. İnsan etkilendiği en ufak bir şey sonucu bile yazabilir. Bazen hiçbir kelime yazamazken bazen de hissettiğiniz duyguları bir anda kaleme dökebilirsiniz. Bu yüzden yazmayı bir formülle sınırlandırmak pek mümkün değildir.

Sizin çıkış noktanız neydi kitaba başlarken?

Gerek anlatma kabiliyeti gerekse benliğimde barındırdığım hikayelerin çokluğu sebebiyle çevremden bu konu hakkında olumlu tepkiler alıyordum. Etkilendiğim hikayelerle ve Rame’ye verdiğim manevi değerle yazım sürecim başladı. Başta eşim olmak üzere çevremdeki çoğu kişinin ısrarlarını da göz ardı etmemek gerek.

Kitabınızdaki karakterleri yaratırken çevrenizde tanıdığınız insanlardan mı ilham alıyorsunuz, yoksa gerçekten en baştan kafanızda mı kurguluyorsunuz? 

Oluşturduğum karakterler çoğunlukla gerçeğe dayanarak ortaya çıkıyor. Okuyucuma o gerçek duyguları yansıtmak benim için önemli. Çünkü bence bir yazar, yazdığı eserlerle okuyucusunun kalbine dokunabilmelidir.

Yazarken karşılaştığınız zorluklar oldu mu? Yazmak ve yayınlamak; sizin için hangisi daha zordu?

Rame’nin hikayesi aklımda zaten hazır olan bir hikayeydi, bu yüzden yazarken çok zorluk yaşamadım fakat zaman açısından zorluk yaşadım diyebiliriz. Zamanım olmadığı için ancak işe gidip gelirken otobüslerde yazabiliyordum. Yayın süreci ise biraz daha hızlı gelişti, kısa bir araştırma sonrası Ateş Yayınları ile anlaştık. Editörümün de yardımlarıyla bu süreç çok da zorlu geçmedi. Yayın ve yazım süreci dahil toplam 6 senede de Rame’yi tamamladık.

En son okuduğunuz roman hangisi hatırlıyor musunuz?

John Steinbeck’in İnci kitabı, en son okuduğum romandı.

Okur sayısının arttırılması için neler yapılmalıdır? Biz çocuklara kitap okumayı nasıl sevdirebiliriz? Bunun yaşı var mıdır?

Kütüphane ve fuar sayılarının artırılması ve okullarda öğrencilerin okumaya teşvik edilmesi gibi uygulamaların okur sayısının artması için önem teşkil ediyor. Kitap okumanın genci yaşlısı, büyüğü küçüğü olmaz. Çocuklar okumayı söktükten sonra onlara okuma alışkanlığını aşılamak gerekmektedir. İlgilerini çekecek, hem eğitici hem öğretici eserlerle onlara okumayı sevdirmeliyiz. Özellikle anne ve babaların bu konuda öncülük yapması, çocuğun geleceğine de büyük katkılar sağlayacaktır. Aile içinde okuma saatleri yapmak gibi etkinliklerin çocuklara okumayı fazlasıyla sevdireceğine inanıyorum.

Hem yeni neslin edebiyata yaklaşımını hem de e-kitaplar, dijital kütüphaneler hakkında neler düşünüyorsunuz?

Z kuşağı diye tabir edilen yeni neslin edebiyata yaklaşımının bizim neslin bakış açısıyla uyuştuğunu pek düşünmüyorum. Baktığımızda seçtikleri kitap kurgularının daha çok hayalperest yani fantastik edebiyata yönelik olduğunu görüyoruz. Bizim nesilde de şartlar iyi olmadığında yazarlar ve okurlar kitabın dünyasına kaçardı ancak kitaplar gerçek hayattan beslenirdi. Ancak gençlerin okuduğu söz konusu eserleri ele aldığımızda bu kaçışın daha çok yaratılan hayal ürünü dünya ve karakterlere olduğunu görüyorum. Bu da gençlerin gün geçtikçe gerçeklikle olan bağlarını yitirmesine ve hayalini kurduğu dünyada kalmak istemesine sebep oluyor. Gerçek dünya buna uymadığında bunu sanal dünyada bir araya gelerek yapmaya çalışıyorlar ve bu kitaplar da sanal dünyada sanal bir evren yaratılmasına destek oluyor. Şahsım adına bunu doğru bir gidişat olarak görmüyorum. Dünya klasikleri ve Türk edebiyatından her geçen gün uzaklaşan gençler klasiklerdeki uzun cümlelerden ve edebiyatımızda görecekleri bizim toplum gerçeklerimizden kaçıyorlar, gençler uzun cümle ve düşüncelerden sıkılıyor, içine doğdukları ve okumaya alışkın oldukları eserlerde kendilerine sunulan hızlı tüketilen duygu ve düşüncelere esir oluyorlar elbette bu da gelişimlerine en büyük darbe oluyor onlar farkında olmadan. Çünkü bu kitapları yazanlar da onlardan birkaç yaş büyükleri…

Dijital kitap ve dijital kütüphanelere gelirsek elbette dijital çağda büyük kolaylıklar sunuyor okurlara, maliyetleri düşürüp paylaşım imkanlarını artırıyor kitapların, yazarların okurlara ve okurların bilgiye daha kolay erişimini sağlıyor. Ancak söz konusu kitap olduğunda dijitalleşmenin istisna olarak belli başlı yerlere dokunmaması gerektiğini düşünüyorum. Okur kitabın sayfalarına dokunmaktan, kokusunu içine çekmekten ve benim kitabım diye sahiplenme duygusundan uzaklaşmamalı diye düşünüyorum.

Vakit ayırdığınız için teşekkür eder, çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim.

ÖZÇİLEK REKLAM1
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

bsr recyclinghof berlin a rel="dofollow" href="https://www.vurgec.com/kategori/canta" title="Çanta">Çanta Çanta aksesuarlar Bebek bakım çantası Spor çanta Okul çantası Laptop çantası Portföy çanta Bel çantası Postacı çantası El çantası Sırt çanta Bebek bakım çantası Omuz çantası