Ayakkabı Bot ve çizme Günlük ayakkabı Bot ayakkabı modelleri Çizme ayakkabı Terlik ayakkabı Sandalet Babet Spor ayakkabı Topuklu ayakkabı İç giyim Mayo Çorap Fantezi giyim İç çamaşır takımları Sütyen Gecelik Pijama takımı Gece elbisesi Plaj giyim Giyim Büyük beden Tesettür Etek Trenckot tarz eşofman takımları bayan Mont Gömlek Pantolon T-shirt Sweatshirt Kırmızı elbiseler Ceket Çanta Çanta aksesuarlar Bebek bakım çantası Spor çanta Okul çantası Laptop çantası Portföy çanta Bel çantası Postacı çantası El çantası Sırt çanta Bebek bakım çantası Omuz çantası Atlet Külot Jartiyer Tanga Jüpon Body Büstiyer

bilecik haberleribilecik haberbozüyük haberosmaneli haberdövizakpchpmhp
DOLAR
46,8088
EURO
53,5617
ALTIN
6.277,78
BIST
14.417,91
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bilecik
Parçalı Bulutlu
30°C
Bilecik
30°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Hafif Yağmurlu
27°C
Pazar Parçalı Bulutlu
26°C
Pazartesi Açık
27°C
Salı Açık
28°C

Betül Altınsoy’un Değerli Yazar Hafize Çınar Güner İle Söyleşisi

Betül Altınsoy’un Değerli Yazar Hafize Çınar Güner İle Söyleşisi
/
25.11.2023 12:20
A+
A-

Öncelikle kendinizden bahseder misiniz?

1976 yılında İstanbul’da doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimimi de bu şehirde tamamladım. Ardından Gazi Üniversitesi’nde Çocuk Gelişimi ve Eğitimi alanında lisans, Ankara Üniversitesi’nde Yaratıcı Drama alanında yüksek lisansı yaptım. Yirmi beş yıl özel okullarda çocuklarla yaratıcı drama atölyeleri ve eğitim için tiyatro çalışmaları yürüttüm. Oluşturduğum ve uyguladığım sanat yoluyla öğrenme tasarımlarını pek çok platformda sundum. Yetişkinler için de sempozyumlar düzenledim ve pek çok atölye çalışması yaptım. 2005 yılında yayımlanan  ilk kitabım İlköğretimde Yaratıcı Drama Atölyeleri’nin  ardından 2014 yılında ilk çocuk kitabım olan “İyi ki Varsın Tilki Toni” serim okurla buluştu. Doğan Çocuk, Hep Kitap, Nesin Yayınları, Kelime Yayınları, Beta Kids,  Eolo olmak üzere altı yayınevinden yayınlanmış yirmi iki kitabım bulunuyor. Cumhuriyet Kitap Eki, Birgün Kitap, Sanat Kritik, Kadıköy Anneleri / İlk Kitaplığım gibi pek çok mecrada çocuk kitaplarını yorumladım. Sanat Kritik’teki “Taş – Kağıt – Makas” köşemizde çocuk edebiyatı eleştirisi  yazmaya devam ediyorum. Okuma kültürünün yaygınlaşması adına çeşitli sosyal sorumluluk projeleri yürütüyorum.  Çocuklarla birlikte hayal kurup oyun oynamayı onlara kitap okumayı ve kitapların üzerinden yolculuk yapmayı seviyorum.

Kitaplarınız adını nerden aldı, nasıl seçtiniz bizimle paylaşır mısınız?

İlk çocuk kitaplarım olan “İyi ki Varsın Tilki Toni” serimin ilham kaynağı o zamanlar çalıştığım okulun dolabında bulduğum şahane bir tilki kuklasıydı. Avrupa Birliği Projeleri koordinatörlüğü yapan bir öğretmen arkadaşıma Norveç’te hediye edilmişti, arkadaşım da bana vermişti. O tilkinin bal rengi gözlerine bakıp da onu sevmemek ne mümkün! Onunla birlikte çıktığım yolculukta kitabımın adını da hiç düşünmeden bulmuştum. Çoğu zaman öykünün çıkış noktası ya da karakteri kitabın adını çağırıyor. Eğer, Aslan’ın Doğum Günü, Parkta Kimsecikler Yok kitaplarımda olduğu gibi.. Ama her zaman bu böyle olamayabiliyor;  Teşekkürler Kırçıl, Özgür Kediler Ülkesinde, Bahara Merhaba, Ayı Masalı kitaplarımdaki gibi kitap yayına hazırlanırken bile hala  kitabın  adı düşünülebiliyor. Kitapların adı, öyküye uygun olduğu kadar okuyucuda merak da uyandırmalı. Bu yüzden her seferinde çok titizleniyorum ama sanırım sonunda düşünmemem değiyor. Tıpkı Atatürk Gibi kitabımda olduğu gibi.

Bir hikâyenin doğuşundan kitap halinde basılmasına kadar geçen süreçleri bize biraz anlatır mısınız? Sizce bu sürecin en zor kısmı hangisi?

Açıkçası bu süreç emek ve çokça sabır istiyor. Ben bir konuyu odağına alarak çalışan bir yazar değilim. Bir duygu, bir fikir, bir söz ya da bir eylem beni harekete geçirir. Bu bazen dolabın içinde bulduğum bir kukla, bazen sokakta gördüğüm kimsesiz biri olabilir ya da eşimin oğluma söylediği bir söz veya haberlerde izlediğim bir olay…  İşte adına ilham perisi dedikleri ama benim hayatı anlamak ve okumak olarak adlandırdığım o ilk şeyden sonra o fikir, o olay, o karakter her neyse zihnimin içinde dolanmaya ve beni defterime yazdırmaya yöneltir. Kısacası artık beni rahat bırakmaz! Daha sonra notlarım, yazdıklarım ile bilgisayarın başına otururum ve metnimi geliştirmek için çalışırım. İşte burada artık yaratıcılık kadar yazının matematiği de işin içine girer. Ayrıca kişisel birikimim ve konuyla ilgili yaptığım araştırmalar da çok kıymetlidir. Öyküm bittiğinde ise aslında bitmiş olmaz! Defalarca üzerinde çalışırım.  Belki de en zorlayıcı yanı burası olabilir. Sadece çocuklar için yazmadığımı da bilirim. Öykümle bağımı koparma zamanı geldiğini düşündüğümde ise onu seçtiğim yayınevlerimden birine, editörüme yollarım. Bu kısım ise çok heyecanlıdır. Öykümün kabulünden sonra ise editörümle metin üzerinde çalışır ve sonra da kitabımız için uygun bir çizer ararız. Zaman zaman ben de çizer öneririm. Örneğin; Atatürk Gibi, Eğer, Bahara Merhaba, Nuri Ve Lokum, Aslan’ın Doğum Günü kitaplarımın çizerlerini yayınevime ben önermiştim. Kitap matbaaya gidene kadar ona eşlik ederim ve matbaaya gitmeden de son halini mutlaka görmek isterim.

Siz ilk olarak ne zaman edebiyat okumayı ve yazmayı çok sevdiğinizi fark ettiniz?

Sanırım okumayı yazmayı bile öğrenmeden edebiyattan zevk almayı öğrendim. Çünkü küçükken bana ablamlar ve ağabeyim tarafından kitap okunurdu. Ve ben bu kitap okuma saatlerini çok severdim. İlkokulda yazmayı öğrenme sürecim sancılı geçti. Bunda okula erken başlamak zorunda olmam ve çocuk sevmeyen öğretmenlerle karşılaşmış olmam sebep olmuş olabilir.  Ancak daha sonra ortaokul yıllarımdan itibaren günlük tutmak, okul gazetesine yazı yazmak, şiir yazmak, gezi notları tutmak, mektup yazmak gibi yazıya dair şeyleri çok sevdiğimi farkettim ve tabii bolca kitap da okudum.

Yazı yazmak ve ders anlatmak sizce ne kadar benziyor?

Ben yaratıcı drama / tiyatro öğretmeni olduğum için ders anlatmadım. Ders anlatmak yerine kanavalar yaratıp kurguyu çocuklarla birlikte oluşturdum ki bunun da yazmaktan, yazmak öncesi zihinde öyküyü oluşturmaktan bir farkı yok.

Okuyucularınız kitaplarınızı nereden bulabilirler?

Kitaplarımın büyük bir kısmı Kültür Bakanlığı’na ait pek çok kütüphanede yer alıyor ve bazı belediye kütüphanelerinde de olabiliyor. Butik ya da zincir kitap mağazalarında ve pek çok internet sitesinde satışı da mevcut. Nesin Yayınevi, Kelime Yayınevi gibi bazı yayınevlerinin internet sitesinden kitaplarımı bulabilirler.

Günümüzde özellikle de çocukların kitaplara ilgisi ne durumda?

İyi Kitapla, iyi edebiyatla karşılaşmış bir çocuğun bence kitapları sevmemesi mümkün değil. Ancak kitabın bir ders, bir zorunluluk gibi sunulması ve çocuğa seçim hakkı verilmemesi durumunda çocuklar kitaplardan uzaklaşabiliyor. Doğduğu andan itibaren bebeği kitapla buluşturmak; kitabı hava, su, beslenme gibi yaşamın bir parçası haline getirmek; çocuk okumayı öğrense bile ona hala kitap okumak; onunla kitapçılara, kütüphanelere, kitap fuarlarına gitmek; çocuğu tanıyarak onun ilgi ve zevkine uygun kitaplar sunmak kısacası emek vermek çok önemli. Tüm bunlar yapıldığında çocukların kitaplara olan ilgisi aratacak, okuma kültürüne sahip duyarlı, düşünen ve vicdanlı bireyler yetişecektir.

Sizce iyi bir çocuk kitabı (hem okul öncesi hem de okul dönemi için) nasıl olmalıdır?

Her şeyden önce çocuğun meselelerin kendine meselesi edinmiş ve olaya çocuk gözünden bakabilmeyi başarmış eğlenceli ama bir o kadar da sorgulatabilen, okur adına karar vermeyen, yalın ve akıcı bir dille yazılmış, düzgün ve temiz bir Türkçe ile kaleme alınmış olmalıdır. Ve tabii resimleri çok önemli. Metin gibi resimler de bir sanatçının elinden çıkmış özgün çizimler olmalıdır. Yazınsal metni desteklerken yeni okumalar yapmaya da olanak veren, devingen ve karakterin duygusunu okura geçirebilen, öyküye uygun renk paleti ile çocukta da resim yapma isteği uyandıran ve görsel okuma yapmaya imkan verecek resimler olmalıdır. 

Bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz.

Çocuk edebiyatına yer verdiğiniz için ben teşekkür ederim.

ÖZÇİLEK REKLAM1
Yorumlar

  1. Mukadder çimen dedi ki:

    Tebrik ederim. Yolunuz açık aydın olsun miniklerle beraber. Kaleminiz durmasın …Sevgi ve dostlukla.

bsr recyclinghof berlin a rel="dofollow" href="https://www.vurgec.com/kategori/canta" title="Çanta">Çanta Çanta aksesuarlar Bebek bakım çantası Spor çanta Okul çantası Laptop çantası Portföy çanta Bel çantası Postacı çantası El çantası Sırt çanta Bebek bakım çantası Omuz çantası