Ayakkabı Bot ve çizme Günlük ayakkabı Bot ayakkabı modelleri Çizme ayakkabı Terlik ayakkabı Sandalet Babet Spor ayakkabı Topuklu ayakkabı İç giyim Mayo Çorap Fantezi giyim İç çamaşır takımları Sütyen Gecelik Pijama takımı Gece elbisesi Plaj giyim Giyim Büyük beden Tesettür Etek Trenckot tarz eşofman takımları bayan Mont Gömlek Pantolon T-shirt Sweatshirt Kırmızı elbiseler Ceket Çanta Çanta aksesuarlar Bebek bakım çantası Spor çanta Okul çantası Laptop çantası Portföy çanta Bel çantası Postacı çantası El çantası Sırt çanta Bebek bakım çantası Omuz çantası Atlet Külot Jartiyer Tanga Jüpon Body Büstiyer
Öncelikle hoş geldiniz diyor ve söyleşimizin başlangıcında bir iki cümleyle sizi tanımak istiyoruz.
Merhaba, ben F. Mert Erdoğan. 1994 Glasgow doğumluyum, çocukluğum Antakya’da geçti. Birçok yer değiştirdiğim için gittiğim yerlerden hep bir şeyler topladım; daha sonra bu topladıklarımı kısa filmlere, kitaplara dönüştürdüm. Tıp doktoruyum, şu anda Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı’nda ihtisas yapmaktayım.
![]()
İlk yazınızı ne zaman yazdınız, ilham aldığınız ya da sizi teşvik eden oldu mu?
Lisede günlük tutuyordum, o zamanlar sosyal medya ile iç içeydim. Entelektüel açıdan deneyimli yazarları takip ediyor, tarihe mal olmuş figürleri kendime örnek alıyordum. Yazar olmak gibi bir kaygım yoktu; fakat tuttuğum bu günlük ilk yazılı kaynak olması açısından alıştırma oldu benim için. Daha sonra bir blog sayfası açıp kendimce blogger’lığa adım attım. Üniversitenin ilk senesinde dersine katıldığım psikiyatri hocamın konuşmalarını blog yazısı hâline getirdim. Daha sonra denemeler, şiirler, hikâyeler ekledim bu bloga.
Yazarlığa heveslendiğiniz ilk anı ya da dönemi anımsıyor musunuz? Sizi böyle meşakkatli bir yolculuğa çıkartan etkenlerden bahseder misiniz?
Altı yıllık tıp fakültesi eğitimimin ortalarında katıldığım bir edebiyat söyleşisini hatırlıyorum. Yazarlardan birinin, kendi yazarlık tecrübelerinden bahsederken, bazen saatlerce ekranın başında oturup da tek cümle bile yazamadığını itiraf etmesi bana garip gelmişti. Bu hem bir rahatlık, hem rahatsızlık; yazmamayı da dert edinmemek lazım. Aklımda kitap yazmakla ilgili bir düşünce o zamana dek yoktu; fakat bir süre sonra deneyimlerin de etkisiyle ilk filizler oluşmaya başladı. Hemingway diyordu sanırım, yazmak için çok bir şeye gerek yoktur, bir papazın adanmışlığı ile hırsızın cesareti gerekir. Gerçekçi bakıştan bir kitap yazabileceğime dair heyecanla Kars’a doğru trenle yola çıktım ve trende gördüklerimi aktarmakla işe başladım. Bir tıp öğrencisinin yaşadıklarından esinlenen bu roman yarım kaldı, üniversiteyi bitirdikten sonra atandığım ilk yer olan Kars’a tekrar gitmemle birlikte romana devam ettim ve yazdıklarımı dosya hâline getirdim. Kendi ilk eserim olarak bu romanı örnek verebilirim; fakat yayınlatmadım.
Sizin çıkış noktanız neydi kitaba başlarken?
Gerçek hikâyeler yazmaktı, hayatın içinden, canlı gözlemleri ve duyguların yaşattığı atmosferi içeren; sade, dolaysız ve etkileyici hikâyeler. Sonları minik final cümleleriyle bağlayıp okuyucu ile kurduğum bağı güçlendirmekti. Aslında tam olarak yaşadığım deneyimi okuyucuya yaşatmak da denebilir motivasyonum. Bu nedenle söz oyunlarına başvurmadan, olabildiğince günlük konuşma dilini tercih ettim.
![]()
Bir hastalık olsanız ne olurdunuz ve neden?
Anksiyete bozukluğu olurdum sanırım, bol bol anksiyete vakasına tanık olduğum için, kaygıların birçoğu temelsiz ya da yanlış anlamalardan kaynaklanıyor. Birçok sorun çözülmez gibi dursa da çoğunlukla bilgi eksikliği kaygıya yol açıyor; bu sağlık konusundaki bir bilgi eksikliği de olabilir, hayat farkındalığı ile ilgili de. Bereket semptom veriyor ki, bizim için de önemli olan bu. İpuçlarından yola çıkarak sorunun kaynağına inmeye çalışıyorsun. Bir süre sonra “Neleri değiştirebilirim, neleri değiştiremem” i ayırt etme gücü geliştikçe insanın kaygılarından kurtulma ve mutlu olma olasılığı da artıyor.
İlham kaynağınız nedir? Nasıl yazarsınız? Hangi vakitler, sevinçliyken mi üzüntülüyken mi yazarsınız?
Yazmak için herhangi bir zaman tasarrufum ve disiplinim yok; herhangi bir zamanda herhangi bir ortamda yazabilirim, istedikçe. Zihnimde düşünceler biriktikçe aktarmak daha kolay oluyor; çünkü elim de yazmaya gidiyor. Doluysanız zihninizi damıtmak daha basittir; bu bir çeşit sağaltımdır aslında. Sık sık notlar alırım, dijital çağın nimetlerinden faydalanırım. Bazen de ses kaydı alırım unutmamak için. İyi kitaplar her zaman ilham verir insana.
Hem yeni neslin kitaplara yaklaşımını hem de e-kitaplar, dijital kütüphaneler hakkında neler düşünüyorsunuz?
Kitap okuyan bir kitle olduğuna eminim; fakat daha çok hareket eden insanların daha çok okumaya ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Hayat bir bütündür, ne sadece kitap okumak tamamlar hayatı, ne sadece gezmek. Kitabı bir yaşam tarzı hâline getirmeliyiz, teknoloji çağına nasıl ayak uydurduysak; okumak da çağla birlikte değişime uğradı. Kısa ve ilgi çekici metinler daha çok dikkati çekiyor; bu aynı zamanda bir tehlike içerse de pratik açıdan okuma şansı tanıyor insana. Zamanla bir denge oluşacağını düşünüyorum. Dijitalin de aslında kitabı yaşattığına ve okumaya canlılık kazandırdığına inananlardanım.
Son olarak neler söylemek istersiniz?
Öncelikle bana böyle bir söyleşi fırsatı tanıdığınız için teşekkür ederim. Yazmak süregelen bir eylemdir, yaşatmak da öyle. Daha çok yaşamak için daha çok yazmak ve okumak diyorum.
Vakit ayırdığınız için teşekkür eder, çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim.
bsr recyclinghof berlin a rel="dofollow" href="https://www.vurgec.com/kategori/canta" title="Çanta">Çanta Çanta aksesuarlar Bebek bakım çantası Spor çanta Okul çantası Laptop çantası Portföy çanta Bel çantası Postacı çantası El çantası Sırt çanta Bebek bakım çantası Omuz çantası