Ayakkabı Bot ve çizme Günlük ayakkabı Bot ayakkabı modelleri Çizme ayakkabı Terlik ayakkabı Sandalet Babet Spor ayakkabı Topuklu ayakkabı İç giyim Mayo Çorap Fantezi giyim İç çamaşır takımları Sütyen Gecelik Pijama takımı Gece elbisesi Plaj giyim Giyim Büyük beden Tesettür Etek Trenckot tarz eşofman takımları bayan Mont Gömlek Pantolon T-shirt Sweatshirt Kırmızı elbiseler Ceket Çanta Çanta aksesuarlar Bebek bakım çantası Spor çanta Okul çantası Laptop çantası Portföy çanta Bel çantası Postacı çantası El çantası Sırt çanta Bebek bakım çantası Omuz çantası Atlet Külot Jartiyer Tanga Jüpon Body Büstiyer

ref: refs/heads/v3.0
bilecik haberleribilecik haberbozüyük haberosmaneli haberdövizakpchpmhp
DOLAR
31,0275
EURO
33,5503
ALTIN
2.017,90
BIST
9.312,12
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bilecik
Açık
11°C
Bilecik
11°C
Açık
Perşembe Parçalı Bulutlu
16°C
Cuma Parçalı Bulutlu
17°C
Cumartesi Çok Bulutlu
17°C
Pazar Çok Bulutlu
16°C

Yiğit Emir Ahi’nin Şair Meral Aydın İpek ile Söyleşisi

Yiğit Emir Ahi’nin Şair Meral Aydın İpek ile Söyleşisi
28.01.2024 11:18
A+
A-

Merhabalar. Öncelikle kendinizi bize tanıtabilir misiniz? Sizi, sizin kelimelerinizle tanıyalım.

09.12.1977 İstanbul’da doğdum. İstanbul’da yaşıyorum. Evliyim, bir kızım var. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi, büro yönetimi mezunuyum. Kızımın doğumundan sonra aktif çalışma hayatından ayrıldım. Lise dönemlerinden beridir yazıyorum. Şiir başta olmak üzere öykü ve deneme türlerinde de yazıyorum. Edebiyat ve sanatın her türünü seviyor ve takip ediyorum.

Yazmak nasıl bir duygu? 

Yazmak benim için:  hem kendi iç dünyama, hem de insana ve yaşama dair her duygu ve duruma karşı evrensel bir kuş bakışı. Yazarken yükseldiğimi ve sınırların ötesinde, cesurlaştıran bir özgürlük hissiyle dolduğumu söyleyebilirim.

Kitaplara olan ilginiz ailenizle birlikte mi başladı? 

Evet, en büyük pay ailemin. Küçükken masalsız uyumazdım. Bizim ailede herkes iyi birer anlatıcıdır. Abilerim, annem, rahmetli annanem çocukluğumda masallar anlatırlardı. Rahmetli dedem de bizi başına toplar Kuran okurdu, sonra da çevirisini yaparak anlatırdı. Ayrıca Arapça, Osmanlıca ve farklı başka dillerde çok sayıda kitapları vardı. Çok eski ve kalın kitaplar. Bize onlardan metinler tercüme ederdi. Herkes ilgiyle dinlerdi. Okuma ve yazmayı öğrenmeden önce

dinlemeyi öğrendim, ardından anlatmayı. Okul dönemlerinde derste bir metin okunacağı zaman arkadaşlarım hep benim okumamı isterdi.

Okuma konusunda çok şanslı bir çocuktum. Bitmek bilmeyen okuma iştahım her zaman desteklendi. Bir misafirliğe gittiğimizde bile o evde kendime uygun bir kitap denk gelirse ortamdan sıyrılıp kitaba gömülürdüm.

İki abim var, edebiyata düşkün ve okumayı çok severler. O dönemdeki evimizin kütüphanesi yetmezdi kitaplara. Divanların altı da koli koli kitap doluydu. Boyumu aşan kitapları meraktan  erken yaşta okuduğumu hatırlıyorum. Tabii ki anlayamıyor ve sonunda pes ediyordum. Her şeyin bir zamanı olduğunu öğrendim bu süreçte. İlerleyen yıllarda anlayabilecek yaşa gelince sırayla keyifle okudum.

Türk ve dünya edebiyatının klasiklerinden tutun da, masal kitapları, şiir kitapları, haftalık çıkan mizah dergilerinin tümü, çizgi romanlar v.s. her türden geniş bir okuma alternatifim oldu. Yazarların kitapları seri halinde koliyle alınırdı.Mizah anlayışım çocukluğumda gelişti. Bunu da çok önemli buluyorum, mizah anlayışından yoksunluk bir eksiklik gibi geliyor bana.

Demek ki içimde bir yazma hevesi varmış ki, okumak beni zaman içinde yazmaya itti.

Siz bir tür olarak şiiri edebiyatın neresine koyuyorsunuz? 

Benim için şiir edebiyatın baş tacı. Gerçekte böyle midir bu tartışılır ama benim için böyle. Farklı türlerde yazsam da şiir benim için bambaşka bir yol, ben yoluna aşık bir yolcuyum sadece.

Bu devam eden bir süreç fakat hiç sekteye uğradığı oluyor mu? Hiç yapamayacağım korkusunu yaşadığınız dönemler oldu mu?

Sekteye uğradığı dönemler elbette oldu, olacaktır da. Ancak yapamayacağım diye hiç korku yaşamadım. Gelip geçici durumlar olduğunu biliyorum. Hayatın bazı yoğun, sorunlu ve karışık evreleri oluyor. O dönemlerde insan kendi sorunlarıyla ya da yaşamın getirdiği odaklanma gereken öncelikli şeylerle meşgul olmak zorunda.

Dedim ya, şiir bir yol benim için. Yolda duraksamak gereken zamanlar olabilir ama bu yolcu yaşadığı sürece yolunu sevmeye devam edecek. Yoluna olan sevgisinin de yola devam etmeye güç vereceğini biliyorum.

En sevdiğiniz şiiriniz hangisidir ve neden?

Kalbimin Otopsisi, kitabıma da adını veren şiirim. Benim için özel bir yeri var. İçimi dışıma vuran, gözlerimi dolduran bir şiir. Şiirde geçen yıkılan  eski pasaj, gerçekten yıkıldı. O nostaljik pasajın yerine modern konutlar yapılmış. Rahmetli dedemler otururdu o pasajda, arka odasının penceresi elini uzatsan dokunacak kadar yakın Galata Kulesi’ne bakardı. Çok güzel bir evdi. Çocukluğumun en güzel, en mutlu günlerini geçirdiğim evdi o ev. Tüm aile bayramlarda o evde toplanırdık. Dedem ve annanem hediyeler hazırlar, dağıtırlardı.Hem torunlarına hem de kapıya gelen çocuklara. Yazarken bile şuan gözlerim doluyor. Kuzenlerim gittiler, yeni hâlini görmüşler. Ben gitmeye cesaret edemiyorum…

“Edebiyat sihirli bir toz gibidir. Varlığını gözünüzle göremeseniz bile etrafınızdadır, içinize derinden işler; bağışıklık sisteminizi güçlendirip sizi hayata hazırlar. Bence bu toz, ‘her eve lazım’ tozlardan.”  Diye bir söz vardır. Çocuğun bu sihirli toza bulanmasına engel olmamak için yetişkinlere, öğretmenlere düşen nedir sizce?

Çocukların hayal gücünü kısıtlamamak, onları özgür bir birey olarak yetiştirmek. Kitap okumak bir görev, bir ceza değil, bir kültürdür. Çocuklara görev gibi kitap  okutmak yerine, onlara güzel bir anlatımla kitabı anneler, babalar, öğretmenler okumalı en başta. Önce merak uyandırılmalı, sonra sevgi ve ilgi ardından gelir. Sihirli toza bulanmak için biraz kalıpların dışına çıkıp sihirli adımlar atmak gerekiyor.

Bugünün yazarları kalıcı eserler bırakabilecek mi?

Neden olmasın? Bunu zaman gösterir elbette. Her geçen gün yeni yeni tarzlarla yeni yazarlar kendilerini ortaya koyuyorlar. Yeni söyleyişler, tarzlarla zenginleşerek gelişmeye devam ediyor edebiyat. Bu umut verici.

Bu keyifli sohbet için teşekkür eder, çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim.

ÖZÇİLEK REKLAM1
Yorumlar

  1. Meltem dedi ki:

    Yine çok güzel ifade etmıssın kendini. Kalemine sağlık canım benim… başarıların daim olsun.

    1. Meral dedi ki:

      Teşekkür ederim canım benim, sevgiler.

bsr recyclinghof berlin a rel="dofollow" href="https://www.vurgec.com/kategori/canta" title="Çanta">Çanta Çanta aksesuarlar Bebek bakım çantası Spor çanta Okul çantası Laptop çantası Portföy çanta Bel çantası Postacı çantası El çantası Sırt çanta Bebek bakım çantası Omuz çantası