Ayakkabı Bot ve çizme Günlük ayakkabı Bot ayakkabı modelleri Çizme ayakkabı Terlik ayakkabı Sandalet Babet Spor ayakkabı Topuklu ayakkabı İç giyim Mayo Çorap Fantezi giyim İç çamaşır takımları Sütyen Gecelik Pijama takımı Gece elbisesi Plaj giyim Giyim Büyük beden Tesettür Etek Trenckot tarz eşofman takımları bayan Mont Gömlek Pantolon T-shirt Sweatshirt Kırmızı elbiseler Ceket Çanta Çanta aksesuarlar Bebek bakım çantası Spor çanta Okul çantası Laptop çantası Portföy çanta Bel çantası Postacı çantası El çantası Sırt çanta Bebek bakım çantası Omuz çantası Atlet Külot Jartiyer Tanga Jüpon Body Büstiyer

bilecik haberleribilecik haberbozüyük haberosmaneli haberdövizakpchpmhp
DOLAR
47,1997
EURO
53,9374
ALTIN
6.157,19
BIST
14.015,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bilecik
Açık
32°C
Bilecik
32°C
Açık
Çarşamba Parçalı Bulutlu
34°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
26°C
Cuma Parçalı Bulutlu
26°C
Cumartesi Yağmurlu
22°C

Betül Altınsoy’un Değerli Yazar Sevdanur Çelenk Korkut İle Söyleşisi

Betül Altınsoy’un Değerli Yazar Sevdanur Çelenk Korkut İle Söyleşisi
/
26.10.2023 12:29
A+
A-

Öncelikle davetimizi kırmayıp röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkürler.

Çok teşekkür ederim nazik röportaj davetiniz için.

Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

İnsanın kendisinden bahsetmesi çoğunlukla kronolojik bir önemli olaylar özeti gibi anlaşılır ve cesetten oluşan kısmı tanımak için de iyi bir başlangıç teşkil edebilir. Ancak bence yatay olan kronolojinin yanında bir de dikey tarihimiz var. Bunu da minik minik paylaşmak isterim. Ordu’da dünyaya geldim. Çocukluğum ve ilk gençlik dönemim Ordu’nun küçük ve sevimli bir sahil kasabası olan Gülyalı’da geçti. İstanbul’da hukuk fakültesi okumaya geldiğimde kafası hayli karışık ama bir o kadar da “hakikati” anlamaya azimli bir gençtim. Yoğun felsefe okumalarıyla geçmiş olan lise dönemim üniversite dolayısıyla bambaşka kapılardan ve yollardan geçmeme neden oldu diyebilirim. İstanbul içsel dönüşümüm için bir milad oldu ve ben insan Tanrı ilişkisinin Tanrı ayağını pek de oturtamamış-hala ne derece orijinimde olabildiğim tartışmaya açık- biri olarak şehrin nefesinden bolca nasiplendim. Karşıma çıkan Mahmud Erol Kılıç hocamız rehberliğinde tasavvuf ve Şeyh-i Ekber ile bolca hemhal oldum. Özellikle Şeyh-i Ekber’in bakış açısı beni derinden etkiledi ve adeta bir dip dalga ile alt üst olmama neden oldu. Bu okumalar ve uygulamalar ile geçen dönem iş hayatı ile birlikte hızını pek kesmedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde uzun yıllar çalıştım. Kısa bir dönem için Kırklareli Üniversitesi’nde akademisyenlik yaptıktan oğlum ve kızımın ard arda teşrifiyle görevimden istifa ettim. Bu benim geçmiş dönemde teorik olarak kabul ettiğim insanın bilginin kendisi olduğu, üzerinde oturduğu hazineyi göremediği bu sebeple dünyadan dilendiği hakikatini hayatımda uygulamaya geçirmem, kendime doğru bükülmem için büyük bir fırsat oldu. Daha önceleri okul ve çalışma yıllarındaki aşırı “dışarıdaki” hayat artık içeride neşv-ü nema bulmaya başlamıştı da diyebiliriz. Bunda iki emanet evlada bu dünya planında “doğru” rehberlik etme ülküsü de önemli bir katkıydı. Böylece uzun yıllardır yapmakta olduğum tasavvuf okumalarına bu dönem kuantum, simya, epigenetik, ruh/bilinç dönüşümü gibi alanlarda çalışmalarım ve okumalarım da eşlik etti. Tabi en önemlisi yine böyle bir süreçte Mila serisi zihnimden kaleme ve kağıda akmaya başlamış oldu. Mila özetle bu yoğun entelektüel sürecin bir izdüşümüdür de diyebiliriz.

İyi yazmak için bir formül var mıdır size göre?

Bence yazmak net bir formül üretilemeyecek kadar özgün bir süreç. Elbette düzenli bilgisayarın başına oturmak, belli saat aralıklarında muhakkak yazmaya vakit ayırma disiplini, yazacağınız alana ilişkin bilginizi artıracak araştırma ve okumalar yapmaktan belki bahsedilebilir. Ancak kendi adıma belli bir kolay yazma formülünden bahsedemeyeceğim. Sadece içeride duramayacak kadar taşan roman karakterlerinden ve olay örgülerinden söz edebilirim. Sancı gibi. Artık içeride duramıyorlar. Sanırım burada hem mental hem de öz olarak bir dolma var. Ardından taşma ve görünür olma.

Yazarken karşılaştığınız zorluklar oldu mu? Yazmak ve yayınlamak; sizin için hangisi daha zordu?

Yazmak eylemi kendimi bildim bileli zorlanmadan açıldığım bir deniz gibi benim için. Belli bir vakit sonra denizin de geminin de kaptanının da “ben” olduğuna şahitlik ettiğim bir süreç de diyebilirim. Ancak buradaki “ben” kimi ifade eder sorusu belki bir başka röportajın hatta üzerine yüzlerce sayfa yazılabilecek bir alanın konusu olduğu için soruya dair bir dikkat işareti bırakarak devam ediyorum röportajımıza.  Burada bana has zorlanma daha çok küçük iki çocuğu yetiştirirken zamanı ve odağı elde etme zorluğuydu. Bu zorluk ise yazma tarafımın daha da güçlenmesini sağlayan bir kolaylık barındırdı içinde. Her zorluğun içinde var olan ikram gibi.

Yazdıklarımı yayınlatmak konusu ise çok yabancı olduğum ve zorlandığım bir konu oldu. Çünkü daha önce bir şeyler yazıp yayınlatmamıştım ve yayıncılık dünyasından oldukça uzaktım diyebiliriz. Daha çok işin okuyucu tarafında yoğun olarak bulunmuştum Mila’ya kadar.

Eseriniz Mila ülkemizde bir ilk sanırım. Kısaca bahseder misiniz?

Evet, Mila serisi bildiğim kadarıyla daha önce dilimizde benzeri bulunmayan bir yapıya sahip. Hayatımdan bahsederken üzerinde durduğum bireysel dikey tarihimin neticesi Mila. Ya da çocukluktan bu yana içimde sürekli çiçek açan hakikati bulma, kendi kendinin ve yaratılmışların ve Yaradan’ın bilgeliğine erişmek arzusunun beni itekleyerek kapısından soktuğu bir ülke Mila. Bu roman serisinin ortaya çıkmasına neden olan felsefi tarafı özetle belirttikten sonra biraz da romandan bahsedebilirim;

Mila isimli fantastik evrene açılan portalla oraya varan kahramanımız Mercan üzerinden hayatın mucizevi tarafını, daha doğrusu hayatın kendisinin bir mucize olduğu gerçeğini idrake davet ediliyoruz. Bir nevi portallar romanda sadece dünyadan Mila’ya değil bizlerin zihninden de “hakikate” açılmış oluyor. Kahramanımızın sıra dışı güçlerini, varlığının nedenini çözerek, aktif edeceği seride macera ve zorluklarla dolu görevler kişinin bireysel zorluklarını aşması için de aslında birer rehber gibi. Roman gelecekteki yapay zekânın ve dijitize edilen insan beyninin eşleşmesi, baş döndürücü teknolojinin insanlığı getirdiği uçurumun tam ucunda duruyor. Atlayacağız ya da geri dönüp özümüzle bağlantı kurmayı öğrenerek adımlayacağız hayatı. Tam burada Mila ve Mila’daki öğretmenlerinin uyandırmaya çalıştığı kahramanımız Mercan devreye girerek zaman yolculuklarının da içinde olduğu iyiliği yeryüzünde tesis etme görevlerini gerçekleştiriyor. Böylece insanlığın kendi kendisini sürüklediği intiharın ve o intihara çanak tutan “karanlık” güçlerin karşısında buluveriyor kahramanımız kendisini. Mila ise birçok yüksek bilinçli melez ırkın- insan görünümlü uçan varlıklar, kanatlı atlar, fil hortumlu insanımsı varlıklar gibi gibi- barış içinde yaşadığı bir evrendir. Mercan bu evrene her seferinde görevlerini öğrenmek için kendisine eşlik eden Nola isimli uçan bir at ile-Mila’daki ismi kanatlı toynak olan bir ırktır- ve özel bir bileklik sayesinde geçebilmektedir. Ancak aynı zamanda ve daha önemlisi dünya illüzyonunun insanı düşürdüğü kör kuyudan, iyilik ya da kötülük, karanlık ya da aydınlık çelişkilerinin üzerinde durarak tamamının kişide mündemiç olduğunu idrak ile kendiliğini keşfe çıkışın hikayesidir Mila. İkinci kitapta yer alacak olan bir dua ve temenni ile de kapatabilirim Mila ile ilgili bilgilendirmemi. Okurlarım bilir romanda Milaca diye bir dil var. Dua da bu dilde ancak okurlarım henüz ikinci kitap basılmadığından bu duayı hiç okumadılar. Bu röportaj ile ilk olacak:

Rossi mah
Teşşi hamah
Soyk lukah
Nossun derv gumani
Aglum yum opah
Roha[1]

Kaf Dağı’nın ardına yapılan bu seyrü sefer artık geri dönüşü olmayan bir türdendir. Bakalım seri bittiğinde bizler hangi yollardan geçerek Anka’mız ile tanışacağız sorusu zaman zaman yazarın da zihninde derin etkilere neden olmayı sürdürmektedir.

En son okuduğunuz roman hangisi hatırlıyor musunuz?

Elbette hatırlıyorum. Matt Haig’in Gece Yarısı Kütüphanesi isimli romanını okudum.

Okur sayısının arttırılması için neler yapılmalıdır?

Okur sayısını artırmak sanırım yeni nesillere bunun değerini gösterebilmek ile mümkün diye düşünüyorum. Özellikle ekran üzerinden sosyalleşen ve kendince “bilgi” sahibi olan yeni nesle bu malumat “çöplüğünden” bir nefes alabilecekleri yollar anlatılabilir. Bu ailede başlayan bir eğitim aslında. Özellikle İslam coğrafyasında son birkaç yüzyıldır derin bir cehalet dalgası hakim. Bu karanlığın tek çıkışı üzerinde oturduğumuz hazineyi bulmak ile mümkün. Gençlere bu hazine gösterilebilirse okumak da kendiliğinden artacaktır. Çünkü öğrenmek biz insan denilen biyolojik makinanın en temel ihtiyacı olan dopamin etkisini sürekli hale getirir. Öğrenme durduğunda bunu örtmek için çeşitli bağımlılıklara gömülerek dopamini anlık elde etmeye çalışırız. Alkol, sigara, içki, seks, uyuşturucu, ekran bağımlılığı gibi. Bunun için de “ben aslında kimim” sorusunu bolca kendisine soran ebeveynlere ihtiyaç var sanırım. Sadece kişinin hayat amacı ile hizalanmasını sağlayan içsel bilgelik sürekli bir tatmin sunabilir insana.

Vakit ayırdığınız için teşekkür eder, çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim. Sizi tanımaktan çok mutlu olduğumu belirtmeden geçemeyeceğim. İlhamınız bol olsun efendim.

Ben, sizlere çok teşekkür ederim.

Hakikati bul
Anla bulduğunda
Onu sev
Şükranla dola kollarını
Hızla eriş istediklerine

Amin

ÖZÇİLEK REKLAM1
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

bsr recyclinghof berlin a rel="dofollow" href="https://www.vurgec.com/kategori/canta" title="Çanta">Çanta Çanta aksesuarlar Bebek bakım çantası Spor çanta Okul çantası Laptop çantası Portföy çanta Bel çantası Postacı çantası El çantası Sırt çanta Bebek bakım çantası Omuz çantası