Ayakkabı Bot ve çizme Günlük ayakkabı Bot ayakkabı modelleri Çizme ayakkabı Terlik ayakkabı Sandalet Babet Spor ayakkabı Topuklu ayakkabı İç giyim Mayo Çorap Fantezi giyim İç çamaşır takımları Sütyen Gecelik Pijama takımı Gece elbisesi Plaj giyim Giyim Büyük beden Tesettür Etek Trenckot tarz eşofman takımları bayan Mont Gömlek Pantolon T-shirt Sweatshirt Kırmızı elbiseler Ceket Çanta Çanta aksesuarlar Bebek bakım çantası Spor çanta Okul çantası Laptop çantası Portföy çanta Bel çantası Postacı çantası El çantası Sırt çanta Bebek bakım çantası Omuz çantası Atlet Külot Jartiyer Tanga Jüpon Body Büstiyer
Yasemin Hanım, size klasik bir sorum olacak belki ama biz okurlarınız olarak Yasemin Hanım’ı biraz daha tanımak istesek sizin bize kendinizi tanıtacağınız, tanımlayabileceğiniz bir mottonuz var mıdır? Yasemin KUYUCULAR kimdir?
Merhaba, öncelikle nazik davetiniz için teşekkür ederim. İkinci soru kısmından başlayalım sohbetimize. 1985 yılında Kocaeli’nin Körfez kentinde doğdum ve büyüdüm. Batı kültürünün etkisini çevremde hissetsem de aslen doğu kültürü ile yoğrulduğum bir varoluş söz konusu. Nitekim annem ve babam Erzurum’lu. Buna ek olarak kalabalık bir aileye mensup bir çocuktum. Eğitim hayatım Üniversite de dahil olmak üzere Kocaeli kentinde geçti. Yüksek lisansımı Sakarya’da tamamladım. Özel sektörde kendi alanımda iş deneyimi elde ettim. Evlenip Denizli’ye yerleştikten sonra da Doktora sürecim başladı. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde yine aynı alanda (İşletme) doktora programını tamamladım. Bağımsız olarak araştırma ve edebi çalışmalarıma devam etmekteyim.
Kendimi tanımlayacağım bir motto şu olabilir: “Önüne bak ve yola devam et!” Yaşadıklarımdan ötürü başkalarını sorumlu tutmayı sevmem. Bu her ne olursa olsun. İçine doğduğum coğrafya, sosyal yapı, aile dizilimi, seçimlerim vb. Yeniden başlamak için gereken gücün her daim benimle olduğu inancına sahibim.
![]()
Yazmaya ne zaman başladınız?
Yazmaya 11 yaşımda başladım desem yanılmış olmam. Çünkü ilk sözler bestesiyle birlikte dilimden döküldüğünde ben altıncı sınıfa yeni başlamıştım. Duygularımı sözün nağmelerle buluştuğu noktalarda daha iyi ifade edebiliyordum. İlk düz metin denemelerim ise lisede başladı. Bir deftere roman adı altında bir şeyler karalıyordum. Her gün arkadaşlarımın heyecanla ertesi günü beklediklerini anımsayabiliyorum. Hatta bir öğretmenimiz de yazdıklarımı takip ediyordu. Fakat sonra devamını getiremedim, öyle kaldı. Ancak düzenli günlük tutma alışkanlığımı lise zamanında edindim. Geriye dönüp baktığımda günlük tutmamın, yazarlık sürecimin alt yapısına hayli yarar sağladığını görüyorum.
Kitabınızın hangi türe girdiğini düşünüyorsunuz?
“184 GÜN” adlı romanım, özünde karakterimin varoluşu sorguladığı ve kendini yeniden anlamlandırmaya çalıştığı bir süreci anlatıyor. Anlatımda bilinç akışı, monolog, iç çözümleme ve geriye dönüş gibi anlatım teknikleri mevcut. Karakterime bu yolculuğunda rüyaları ve sanrıları da eşlik ediyor. Bu nedenle modern türde yazılmış bir roman diyebiliriz.
![]()
Kitabınızın konularını seçerken beslendiğiniz yerler neler? Konularınızı nasıl buluyorsunuz? Karakterlerinizi nasıl seçip oluşturuyorsunuz?
Çok katmanlı ve güzel bir soru. Yazma sürecimde tarih, toplumsal olaylar ve psikoloji beslendiğim alanlar arasında bulunuyor. Konular ise çoğunlukla zihnimde ete kemiğe bürünmüş bir şekilde çıkıyor karşıma. Okuduklarım, düşündüklerim, gözlemlediklerim ve dinlediklerim zihnimin bir köşesinde yer ediyor. Bu olgular zaman içinde duygularla beslenip kendilerini artık ifade etmek istediklerinde karşımda beliriveriyor. Tabiri caizse ana karakterlerim kulağıma fısıldıyor, yola nerden çıktıklarını söylüyor, ellerinde bir yol haritasıyla karşımda duruyorlar. Süreci, hikâyeye dahil olacak diğer karakterleri, gerekli araştırmaları da bana bırakıyorlar. Yazmak, büyülü bir alan ve kesinlikle ciddi bir yaratım süreci. Bu noktada düşünsel anlamda birçok emek vermek ve uzun araştırmalar yapmayı göze almak gerekiyor. Hikâyeyi odak noktaya koysak da onun anlatım teknikleri ve kullanılacak olan üslup da ayrı bir özeni gerektiriyor. Karakterler anlatmak istediğim hikâye kapsamında kendiliğinden çıkıyorlar ortaya. En başta konumlandırmayı tabi ki ben yapıyorum. Ancak bir zaman sonra onlar benim elimden çıkıyor. Kendilerine ait renkleri oluyor muhakkak. Sonrasında ben onların peşine takılıyorum. İşte o zaman ana hikâyeye destek olarak yan hikayeler beliriyor. Yazar olarak izleyici ve aktarıcı konumuna geliyorum ve bu çok heyecanlı bir durum.
İlk kitabınızı elinize aldığınızda ne hissetmiştiniz?
Mutluluk ve heyecan duyguları arasında gidip gelmiştim. Mutluluğum, ilk romanımı sunmuş olmanın yanı sıra içerisinde bir sanatçı karakterimin okuduğu iki adet şarkımın da bulunması itibariyle katlanmıştı. Bugüne kadar hep yazdığım ve sadece yakın çevremin duyduğu şarkılarımı stüdyo ortamında okumuştum. O şarkılara ulaşım da ilgili bölüme gelindiğinde karekodlarla okuyucuya aktarıldı. Böylece sanat içinde sanat var oldu ve karakterim ve dolayısıyla romanım daha çok hayat buldu. Heyecanım ise kendimi biraz daha fazla ifade etmenin verdiği tatmindendi. Bugüne kadar bilim için uzun uğraşlar vermiştim. Artık sanatla var olmanın huzuru ve bu uzun yolculuğa ilk adımı atmış olmamın farkındalığı olağanüstüydü.
İnsanlar için bir şeyler üretmek, onlara dair çalışmak hayatınızı nasıl etkiliyor?
Mental açıdan son derece olumlu diyebilirim. Çünkü en nihayetinde kendi potansiyelinizi gerçekleştirdiğiniz, bunun için beki sınırlarınızı zorladığınız bir süreç söz konusu. Bu durum, gelişimi hayatının odağına almış olan benliğim için çok önemli. Yazmak benim için, “Orta dünyada gerçekleşen olayların pencereme yansıttıkları bunlardı.” demek anlamına geliyor. Bu aktarım “Empati” kavramına katkı sağlıyor. Benim bu alanda ufacık bir rolümün bile bulunmasını değerli buluyorum.
Kitaplarınızın beyaz perdeye ya da TV ekranlarına uyarlanmasını ister misiniz?
Kitaplarımın beyaz perdeye ya da TV ekranlarına uyarlanmasına yönelik tutumum olumlu. İyi bir yönetmenin elinde yeniden hayat bulmasını ve daha çok insana ulaşmasını arzu ederim doğrusu.
Bundan sonraki projeleriniz neler?
Şu anda da hali hazırda ikinci romanımı yazıyorum. Sosyal bir olaydan yola çıkarak kurguladığım bu romanımı önümüzdeki senenin sonlarına doğru okurlara ulaştırmayı diliyorum. Daha sonrasında ise aslında ilk olarak yazmaya başladığım fakat araştırmasının bir doktora tezi kadar emek alacağı (belki bu yüzden de gözümü biraz korkutan) bir üçleme seri şeklinde çıkarmayı planladığım romanım bulunuyor.
Güzel ve keyifli bir sohbetti. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey, takipçilerinize vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Çok teşekkür ederim. Benim için de keyifli bir sohbetti… “Sanatın ruhu iyileştiren bir yanı var ve onun kapısını daha sık çalmak bize iyi gelecektir.” diye düşünüyor saygı ve sevgilerimi sunuyorum…
Vakit ayırdığınız için teşekkür eder, çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim.
bsr recyclinghof berlin a rel="dofollow" href="https://www.vurgec.com/kategori/canta" title="Çanta">Çanta Çanta aksesuarlar Bebek bakım çantası Spor çanta Okul çantası Laptop çantası Portföy çanta Bel çantası Postacı çantası El çantası Sırt çanta Bebek bakım çantası Omuz çantası